Hind'in Soyu Her Dem Aynı
Katile zorbaya dosttur, alime mazluma düşman, Asili yalnız bırakır, sefile verir payını; Kim o cinse güvendiyse oldu ezelden pek pişman, Hamza'nın kalbini söken Hind'in soyu her dem aynı... Adem'i Cennetten kovduran entrikacı hain cins, Her ay Rabbim kanattıkça buluyor o layığını; Geçmişi batak, şu anı rezil, geleceği necis, Diliyle zehirler döken Hind'in soyu her dem aynı... Tarih boyunca olmuş her daim zalimlere yancı, Zevke gelmiş hep mazlum garipler verdikçe canını; İnsanlık vicdanındaki etekli boyalı sancı, Şerriyle ocaklar yıkan Hind'in soyu her dem aynı... Doktor MBC
Şair Filozof Doktor MBC ile Şiir Dolu Günler
Bugün bir şey yaşadım ama yaşadığım şey fotoğrafını koyduğum camiyi sonradan alakadar ediyor. Ben Gürpınar'da Pınartepe mahallesinde oturuyorum. 18, 19 seneyi geçmiştir de. Bizim mahalle Büyükçekmece'ye bağlı ve neyse çıkayım bir temiz hava alayım hemde KPSS'ye çalışayım diye mahallemizin merkez camisine gittim. Yav yıllarca oturduğum mahalle tamam sıklıkla Ehlibeyt camisinde takılıyorum diye milyonda bir görebilirler de arkadaş mahallede de görüyorsunuz beni. Şiaların tanıdığı kadar Sünnilerde tanıyorlar yani beni. 2026 model peygamber sahabesi gibiyim bir nevi. Cebimde para olunca çayda içiyorum, insanlarla da muhabbet ediyorum ama her gittiğimde öyle kindar bakıyorlar ki. Elimde kitap olsun ve oturup okuyayım kindar bakarlar, bir şeyler araştırayım aynı. Bugün artık son raddeye geldim Allah affetsin söve söve çıktım ve aşağıdaki mahalle de bu camiye geldim. Sıklıkla da gelirim bu camiye. Yani en çok geldiğim Ehlisünnet camisi burası. Bu aynı ebeveynime kızıp dedemlere kaçmak gibi. Neyse öğlen ezanı okundu diye gittim abdestimi aldım ve namaz kılmaya gittim. Cemaatin dağılmasına yakın gittiğim için babamdan büyük birisi camiden çıkarken yanlışlıkla ayakkabısını elinden düşürdü ve ayakkabı bana gelmediği, bende hiç umursamadığım hâlde adam benden babacan bir şekilde özür diledi. Namazımı kıldım, çıktım avlusunda ders çalışayım dedim. Baktım amcalar bir yerde toplanmış çay içiyorlar. Bende gidip içeyim dedim ama ücretli mi diye de sordum. Adam ücretsiz olduğunu söyledi ama gönlümden ne kadar koparsa diye de sadaka atmamı rica etti. Bende hayırlı bir evlilik adına attım. Çayımı içtim, dersime çalıştım adamlar dondurma ve lokumda ısmarladılar. Adamlara dedim "Bende Pınartepe mahallesinde oturuyorum orada merkez camisine gittim. Her gittiğimde düşman gözüyle bakınca Allah
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
El-Muksıt Adâlet sahibi; bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan demektir. Allah Teâlâ, adâletle hükmedendir. En üstün adâlet ve merhamet sahibidir. Mazlumların haklarını zâlimlerden alandır. Dünyada dost düşman ayırımı yapmadan bütün kullarına rızık verir. Âhirette, dostları, yaptıklarının karşılığını fazlasıyla alacak, düşmanları ise sadece yaptıklarının karşılığı bir cezaya çarptırılacaklardır.
"Bir isyanın ve teşkilatın anatomisi'
Not: "Bu araştırma çalışmam hiçbir kişi veya kuruluşu destekleme amacı gütmediğini belirtmek istiyorum, iyi okumalar☺️😊.." Hasan Sabbah, 11. yüzyılın sonlarında kurduğu İsmaili-Batıni teşkilatı ile Orta Doğu siyasi dengelerini derinden sarsan bir liderdir. Tarihe "Haşhaşiler" olarak geçen bu hareket, yalnızca dini bir tarikat değil; aynı zamanda dönemin süper gücü Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na karşı yürütülen bir asimetrik savaş ve istihbarat ağıydı. 1. Yükseliş: Alamut Kalesi'nin Fethi Hasan Sabbah'ın mücadelesi, Fatımi Devleti'nin eğitim merkezlerinde edindiği tecrübeleri İran'a taşımasıyla başladı. Sızma ve Propaganda: Hasan Sabbah, kalede bulunan Rudbar halkını ve askerleri zamanla kendi İsmaili inancına çekmiş, kaledeki taraftarlarını artırarak içeriden ele geçirmiştir. Bir diğer tahmin ise Kaleyi satın alma; En bilinen rivayete göre Hasan Sabbah, kalenin eski sahibinden 3 bin altın karşılığında satın almıştır. Stratejik Konum: Elbruz Dağları'nda ulaşılması güç bir zirve olan Alamut Kalesi'ni hedef seçti. Kan Dökmeden Zafer: 1090 yılında, kaleyi bir damla kan dökmeden, kale muhafızlarını ve halkı ikna yoluyla ele geçirdi. Üs Bölgesi: Alamut, Hasan Sabbah'ın 34 yıl boyunca hiç dışarı çıkmadan teşkilatı yönettiği bir teoloji ve propaganda merkezi haline geldi. 2. Sistem: Fedailer ve Asimetrik Savaş Selçuklu'nun devasa ordularına karşı doğrudan cephe savaşına girmek yerine, nokta atışı bir istihbarat stratejisi geliştirdi. Fedai Sistemi: Dervişler ve fedailer; teolojik, askeri ve psikolojik olarak çok sıkı bir eğitimden geçiyordu. Nokta Operasyonları: Selçuklu devlet adamlarına yönelik düzenlenen suikastlerin en ünlüsü, Selçuklu imparatorluğu başveziri Nizamülmülk'e yapılan eylemdi. Bu strateji, düşman üzerinde büyük bir korku ve paranoya yaratıyordu. Tarihsel
1000Kitap
Hâliyle KPSS'ye çalışırken de görüyorum eskiden de tarikatlar varmış şimdide. Bu dini tarikat değil genelde insanların yaşantısına, ruh hâline etki eden tarikatlar. Mesela gençlerin sebepsiz yere, hormonal olarak karşı cinse düşman kesilip öldürmesini emreden tarikatlar gibi.
Oturdum kalbimin nüfus sayımını yaptım. Bir-iki dost, çuvalla düşman."
Duygu ve Düşünce