İnsanın hayatta en çok değer verdiği varlıkları canı, ailesi, evlatları ve mallarıdır. Kur'an, bizi bütün bu nimetlerle imtihan edileceğimiz konusunda defalarca uyarır. (Bakara, 2/155) Onur, bu imtihan karşısında sarsılmamaktır. Karşınızdaki düşman insaf sahibi değilse sizi her türlü illegal yöntemle sindirmeye çalışır, hatta en sevdiklerinize zulmeder. Gazze'de yaşanan pek çok dramda, bombalar altındaki bir baba, evladının parçalanmış bedenini poşet içinde taşımak zorunda kalır. Böylesi bir sahneyi gördüğümüzde, her birimiz yüreğimizde şu soruyu duyarız: "Bu durum benim başıma gelseydi ne yapardım?"
Sayfa 187·Kitabı okuyor
Gazze'de sergilenen direnişin özünde de "izzet" yatmaktadır. Bir halka sadece tanklar, bombalar veya ablukayla değil aynı zamanda iradesine, haysiyetine ve kimliğine kastedilerek zulmedilmektedir. Bu noktada, Gazze'deki mücadele, basit bir "toprak kavgası" değil, bir onur savaşıdır. Toprak, elbette maddi bir unsurdur fakat bu toprağın kimliği, üzerinde yaşayan insanların varoluş gerekçesi ve değerleriyle birleşince bir "haysiyet mücadelesi" ortaya çıkar. Nitekim Kur'anda sık sık geçen "yeryüzü" (arz) kavramı, sadece fiziksel bir mekânı değil aynı zamanda "imanı özgürce yaşama ve Allah'ın hükmünü hâkim kılma zemini" olarak da okunur. Bu nedenledir ki Gazze'deki insanlar "onur" denilen, gözle görülmeyen ama kalpte ve amelde ortaya çıkan değeri korumak için evlerini, ailelerini, mallarını fedaya hazır olduklarını göstermektedir. Tıpkı Resulullah (s.a.v.) zamanında sahabenin, Medine'ye yürüyen düşman güçleri karşısında gösterdiği cesaret gibi bugün de Gazze halkı aynı cesareti ve tevekkülü sergilemektedir.
Sayfa 183·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir dert ki yürekler acısı, Bir dert ki düşman başına. Gönül yarası desem... Değil! Ekmek parası desem... Değil! Bir dert ki... Dayanılır şey değil.
Alıntı
Aşırılık, din adına da olsa Allah ve Resulü tarafindan reddeddilmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Helak olanlar aşırı gidenlerdir." (Müslim, İlim, 7) Buradaki "aşırı gidenler" ifadesi; dini zorlaştıran, kendi anlayışını mutlak doğru sayan ve bu doğrultuda başkalarını dışlayan kimseler için kul-anılmıştır. Bu tarz kişiler ibadetleri, yorumları ve davranışlarıyla dini bir zorluk sistemine dönüştürürler. Hâlbuki Allah şöyle buyurur: "Allah sizin için dinde bir zorluk kılmamıştır." (Hac, 22/78) Fanatizm, işte bu aşırılığın çağdaş biçimlerinden biridir. Fanatik birey veya yapılar, sadece kendilerinin doğru yolda olduğuna inanır ve diğer müminleri dışlar, hatta tekfir ederler. Böylece ümmetin birliği bozulur, Müslümanlar birbirlerine düşman hâle gelir. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kolaylaştırmayı ve müjdelemeyi öğütlemiştir: "Kolaylaştırınız, zorlaştırma-yınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Buhari, İlim, 11) İslam'da aşırılık sapkınlık sebebidir; denge ise hakikate ulaşmanın anahtarıdır.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
İnsanoğlu en çok kendini seven, koruyan, etrafında titreyenlere düşman kesilmekte, nazlanmakta ustadır.
Sayfa 19 - Ketebe. 1. Baskı: Mayıs 2026/ İstanbul·Kitabı okuyor
Farklı düşünmek, çok zaman düşman kabul edilmenin nedeni olurdu.