7/10
·664 syf.··
2026 25. kitabı
1400lerde misogynistic puritan bir adam olarak larplamak isterseniz rehber kitabiniz bu olmali. kendilerinin dusunce yapisini daha yakindan taniyor ve elestirmek icin kendinize de alan aciyorsunuz ayrica. 10/10 for being a hater reader
The Hammer of WitchesHeinrich Kramer · Cambridge University Press · 20091 okunma
Melisa Kesmez
8/10
·84 syf.··
2026 47. kitabı
“Başlayıp biten aşklar, terk edişler, mutsuzluklar… annelik halleri, yalnızlıklar, çaresizlikler… yarım kalan hesaplar, pişmanlıklar… Denize dönüşler, tekrar ayağa kalkışlar… Çocukluktan kalan tatlı hisler, yüzleşmeler, umutlar …” İç içe geçmiş birbirinden farklı hayatları Melisa Kesmez kalemiyle sıcacık ve soluksuz okuyoruz.
Duygu ve Düşünce
Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20226,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·154 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 14:11
Bernhard, bu romanda yalnız insanları değil, insanın kendine kurduğu yalanı da acımasızca yargılıyor. Sanat çevreleri, dostluklar, başarı tutkusu, büyük kent, entelektüellik ve toplumsal saygınlık; hepsi birer maske olarak parçalanıyor. İnsanların en büyük trajedisi, başkalarını kandırmaları değil, yıllarca kendi oynadıkları role inanmaları. Dostluklar zamanla nefrete, hayranlık tiksintiye, idealler ise kariyer hesaplarına dönüşüyor. Bernhard'ın öfkesi kişilere değil, sahiciliğini kaybetmiş yaşama yöneliyor. Viyana, yalnızca bir şehir değil; insanın umutlarını öğüten, yeteneği değil uyumu ödüllendiren bir düzenin simgesi. En sarsıcı olan ise anlatıcının sonunda oklarını kendine çevirmesi: Başkalarını küçümserken kendi sahte varlığını fark ediyor ve "gerçek bir hayat hiç yaşamadım" itirafına ulaşıyor. Roman böylece bir başkalarını suçlama metni olmaktan çıkıp, insanın kendisiyle hesaplaşmasının en sert örneklerinden birine dönüşüyor. "Olmak istediğimiz şeyi kendimiz olamazsak, onu başkalarından yaratmaya çalışırız; sonunda da yarattığımız şey tarafından yıkılırız." Bernhard'ın öfkesi aslında nefretten çok, sahicilik arayışının umutsuzluğu. Bu yüzden 'Odun Kesmek' yalnızca bir toplum taşlaması değil; insanın kendine bile yabancılaşmasının romanı. Keyifli okumalar...
Duygu ve Düşünce
Odun KesmekThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018411 okunma
Saç Örgüsü
Puan vermedi
3 hanımefendinin saç örgüsü gibi birbirlerine kaderdaş olmasının anlatıldığı, çok akıcı olmasa da merak ettiren, duygu yüklü bir kitaptı. Devamı çıkmış, onu da okuyacağım mutlaka. Kadın olmak her coğrafyada ne kadar da zor.. ah
Duygu ve Düşünce
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Mişkatül Mesabih
Puan vermedi
Mükemmeldi arkadaşlar ne diyebilirim ki. 1. Cilt için söylüyorum. Okuma planı yaptım. 784 sayfayı 25 güne böldüm. Günlük 32 sayfa ile okudum. Yaklaşık 700 hadisi şerif okumuş oldum. O kadar mutluyum ki tarif edemem. Herkese günlük hadis okuması tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
Mişkatu'l Mesabih - 1. CiltHatip et-Tebrîzî · Çelik Yayınevi · 201387 okunma
Korkunun Gölgesinde Değil, Yalnızlığın Sessizliğinde
10/10
·232 syf.·
2026 70. kitabı
Bazı kitaplar okunduktan sonra hatırlanır; bazıları ise okuma eylemi sürerken insanın zihnine yerleşmeye başlar. Lanetli Tavşan benim için ikinci gruba ait bir eser. Bu kitabı yalnızca "tuhaf" ya da "korkutucu" diye nitelemek, denizin kıyısını görüp derinliğini inkâr etmek olur. Çünkü bu öyküler, korkuyu bir amaç olarak değil, insan ruhunu açan ince bir neşter olarak kullanıyor. Kitabı okurken zihnimde sürekli aynı benzetme dolaştı: Bu eser, camdan yapılmış bir labirenttir. İlk bakışta çıkışın her yerde olduğunu sanırsınız; oysa ilerledikçe asıl engelin duvarlar değil, kendi yansımanız olduğunu anlarsınız. Her öykü, okuru dış dünyadan biraz daha uzaklaştırırken kendi iç sesine yaklaştırıyor. İşte kitabın gerçek başarısı burada saklı. Bana göre Lanetli Tavşan, canavarların değil, yalnız insanın alışma yeteneğinin kitabıdır. Çünkü insan, en büyük acılara bile zamanla alışabiliyor. Yazar bunu anlatırken doğaüstü olayları kullanıyor; fakat asıl doğaüstü olan, karakterlerin yaşadıkları dehşeti sıradanlaştırmalarıdır. Bu yüzden kitap boyunca korktuğumuz yaratıklar değil, insanların onlarla yaşamayı öğrenmesi oluyor. Dikkatimi çeken en önemli yönlerden biri de öykülerdeki sessizlikti. Bu sessizlik, kelimelerin eksikliğinden değil; söylenemeyenlerin ağırlığından doğuyor. Karakterler konuşuyor ama çoğu zaman cümlelerinden daha yüksek sesle susuyorlar. O suskunluk, sayfaların arasından taşarak okurun zihnine yerleşiyor. Kitap bittiğinde olayları değil, o sessizliği hatırlıyorsunuz. Eserin dili gösteriş peşinde koşmuyor. Sanki yazar, sözcükleri parlatmak yerine onların pasını korumayı tercih etmiş. Bu nedenle anlatım, cilalı bir mermer gibi değil; çatlakları görünen eski bir taş duvar gibi duruyor. Tam da bu yüzden inandırıcı. Çünkü hayatın kendisi de kusursuz değildir. Kitabın
Lanetli TavşanBora Chung · İthaki Yayınları · 20233,585 okunma