Anlaşıldığında çiçek açmak diye bir tabir var💐. Ben söylemeden anlayan birinin varlığı paha biçilemez. Bütün şık estetik madeni değerlerin ötesine geçiyor. Küçük bir çocuk tarafından bile duygularının anlaşılması ayaklarını yerden kesiyor . Diyeceğim o ki yüzümüz birine gülmüyorsa bizi anlamamıştır. Birine yüzümüzü çevirdiysek duygularımıza dokunma çabasında bulunmamıştır. Duygularımıza samimi şekilde dokunulsaydı büyük bir sadakatle tüm kalbimizle yanlarında olurduk. Sevgi dili ;anlaşılmak ,birlikte büyümek ,birlikte yürümek…
Çocuklarla sık sık bir arada bulunan biri olarak, onların dertlerine ve kaygılarına yakından tanık oluyorum. Empatik, duyarlı ve kırılgan çocukların; empati yoksunu ve duygusal olarak zarar verici kişiler karşısında nasıl korunabileceği ve psikolojik olarak nasıl güçlendirilebileceği üzerine görüşlerinizi almak için yazıyorum. Bugün bana 8 yaşındaki çocuk okul güvenli değil insanlar güvenilmez dedi.
Giderek daha zorlayıcı hâle gelen bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklar bize duygularını, korkularını ve yaşadıkları zorlukları farklı şekillerde yansıtıyor. Bazen bu yansımalar karşısında ne söyleyeceğimizi bilemiyoruz. Artık onları ikna etmek zor. Dünyanın tamamen güvenli ya da tamamen güvensiz bir yer olduğunu söylemek doğru değil. Onların geçtiği bazı duygusal yollardan biz de geçtik. Ama şu anki çocukların yaşadıkları, birçok açıdan daha ağır ve daha karmaşık. Kötülükten korunmak da kötüye yönelmemek de artık daha zor.
Bazı çocuklar çevrelerindeki duygusal sinyalleri daha yoğun algılar; tehlikeyi, gerilimi ve zorbalık davranışlarını daha erken fark edebilir. Ancak bu yüksek duyarlılık her zaman koruyucu bir özellik değildir. Aksine, özellikle empati yoksunu ya da zorlayıcı akran ilişkileri içinde, bu çocuklar sessizce yıpranabilir. Empatik ve duyarlı çocuklar, zamanla kendilerini cezalandırılmış gibi hissedebilir.
Zorbalık ya da dışlanma deneyimi yaşayan bir çocuğun bunu ifade edemeden iç dünyasında taşıması ise zamanla güven duygusunun zedelenmesine, sosyal geri çekilmeye ve giderek artan bir içsel yalnızlığa dönüşebiliyor. Her zaman tetikte olan bir çocuk düşünün. Her zaman tetikte olan bir yetişkin olmaması için pozitif neden bulabilir mi?
Bir çocukla muhatap olduğumuzda merhamet, şefkat ve vicdan gibi soyut değerlerin erken yaşta nasıl içselleştirildiği konusunda