Doğan hocamız şuan aramızda olmasa da öncelikle benimle aynı düşünceleri paylaşan bir arkadaşımla karşılıklı konuşma fırsatı yaratacak güzellikte bir eser bize bıraktığı için çok teşekkür ediyorum. Kitap çok incelikle ve üstüne düşünülerek okunması gereken bir eser olmuş. İlk sorduğu soru “Hayatın anlamı nedir?” Bugüne kadar bu soruyu kendine hiç sormayan varsa mutlaka üstüne bir süre düşünerek okumalı. Ardından yavaş yavaş kendini tanıma yolculuğu başlıyor. Kendimizi nasıl geliştiririz , umutsuzluğu nasıl aşarız ile birlikte artık içimize “ben”e “öz”e yöneliyoruz. Duygular hayatta büyük bir yer kaplıyor. Doğan hoca bu bölümlerde bize duygularımızı hissetme ve kabul etme kapılarını açıyor. Sonra yavaş yavaş “ben”den “biz”e geçiyoruz. Varoluşçu filozofların da söylediği gibi beni tanımak için başkasına ihtiyacımız var. Kendini, duygularını, hislerini, isteklerini, yeteneklerini, özelliklerini başkası ile birlikte ve kendine başka bir göz olarak baktığında daha iyi keşfediyor insan. Yani sistemdeki yerini anlıyor. Çevreyi keşfettikten sonra yeniden kendimize ve biz olacağımız aile kurumunu nasıl kuracağımız sorusuna geliyoruz. Zihnimiz, seçeceğimiz meslek ve sistemdeki bizi nasıl idrak ederiz vs bunlar bize nasıl yarar sağlar bunların üzerine düşünüyoruz. Doğan hoca ile birlikte hem üstün hem de geliştirilmesi gereken yönlerimizi görüyoruz. Bu yönler hem bireysel hem de toplumsal. Eleştiriden kaçınmadan ama yapıcı eleştiriler ve çözüm önerileri işe birlikte muhteşem bir sohbet fırsatı. “Çuvalla para koysan nimete basılmaz.” “İnsanın içi aklının bildiğinden fazlasını biliyor.” “Kendimizle aramızdaki fark, bir başkasıyla aramızdaki fark kadar büyüktür.” “Refah düzeyi ile mutluluk arasında bir ilişki olmadığı görülüyor.” “Başkasıyla sohbet edebilmek için öncelikle