n

n
@dusunurum
..
dünya'yı sırtlayan titan.
Puan vermedi·115 syf.·
2023 34. kitabı
Atlas'ı bilenler bilir, dünya'yı sırtında taşıdığını duymuşsunuzdur. Iapetos ile Klymene'nin çocuklarından biri ve kendisi yarı insan yarı tanrı olan bir titan. Titanlar çok güçlü ve dev karakterlerdir. Bir gün bütün titanlar birleşip Olympos tanrılarına savaş açarlar ve savaşı kaybederler. Bunun sonucunda tanrılar tanrısı olarak bilinen Zeus her titana birer ceza verir ve Atlas'ın cezası da gök kubbeyi ve dünya'yı taşımak olur. Evet, bilinenin aksine Atlas sadece dünya'yı taşımıyor. Yani gök kubbe ve yer küreyi ayrı olarak ele almışlar. Bazı kutsal kitaplarda da ayrı yaratıldıkları yazıyormuş hatta. (tevratta mesela) Aslında benim Atlas'ı tanıma öyküm biraz farklı oldu. Anatomi dersinde kemikleri öğrenirken atlas kemiğinin isminin nereden geldiğini sormuştu hoca ve ben de o zaman sınıftan birinin anlatmasıyla mit karakteri olan Atlas'tan geldiğini öğrenmiştim. Atlas kemiği ensemizin bittiği yerde omurgamızın ilk kemiği olan kemik. Yani teknik olarak kafamızı dik tutan -kafamızı taşıyan- kemiğin ismine Atlas demişler. Bence aşırı mantıklı. Her neyse mitolojik olarak Atlas; "Dünyanın bittiği bir yerlerde Güzel sesli akşam perilerinin karşısında Dimdik durup ayakta tutuyor göğü Başı ve yorulmaz kolları üstünde. Akıllı Zeus’un ona ayırdığı kader bu." şeklinde tasvir edilmiş. Kitaba dönersek yazar bu öyküyü özellikle sonunu kendi kurgusuna göre yazmayı tercih etmiş. Hatta kitabın başında da "öyküyü yeniden anlatmak istiyorum" diyerek bunu belirtmiş zaten. Kitapta Zeus'un oğlu olan Herakles ve Atlas'ın dostluğuna da yer verilmiş. Atlas kendi isminin anlamının "çile çeken" olduğu için başına bunların geldiğini düşünüyor. Herakles de aslında ona öyle olduğunu söylüyor. Bir gün Herakles Atlas'a gider ve yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Atlas'a ona yardım etmesi karşılığında
Atlas'ın YüküJeanette Winterson · Merkez Kitaplar · 2006673 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·488 syf.·
2023 15. kitabı
İlk kitabı olan Pia Mater için de bir inceleme yazmıştım. Bu kitabı okuduktan sonra bunun hakkında da bir inceleme yazmak istedim. Çok iyi kurgulanmış bir seri olduğunu düşünüyorum. Kaybedilen karakterler için her ne kadar üzülsem de bundan sonrası için baş karakterimiz olan Tesla'yı nelerin beklediğini merak etmeden de duramıyorum. İkinci kitapta en fazla kızdığım kişi Galen oldu. Kendi yaşamını bırak hayatındaki bütün insanların yaşamını tek bir kişi için bu kadar hiçe sayması ve feda etmesi beni gerçekten kızdırdı. Evet, sevgi fedakarlık gerektirir bazı zamanlarda ama kendinden geçmek apayrı bir boyut oluyor. Empati yapmaya çalışsam da ne biri için bunları yaparım ne birinin benim için bunları yapmasını beklerim. Bunları Stefan Zweig'ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında da düşünmüştüm. Sevginin bu boyutlara ulaşması tehlikelidir her zaman için. Olay örgüsü bir kenara sanırım en fazla bilgi öğrendiğim roman oldu. Çok fazla ilgi çekici bilimsel bilgiye değinilmiş ve kaynaklarıyla beraber olması da bazı konuları merak edip araştırmama yardımcı oldu. Sadece koca bir olay örgüsü değil aynı zamanda birçok bilginin de dahil olduğu bir seri. Üçüncü kitabını gerçekten merak ediyorum. Tesla'nın daha nelerle karşılaşabileceğini tahmin edemiyorum artık. İnsan beyni her zaman merak ettiğim bir konuydu ama bu kitabı okurken bilimin gerçekten nasıl bir mucize olduğunu gördüm. İnsanlar üzerine neler yapılabileceğini okurken bunların bir gün gerçekleşme ihtimali insanı şaşırtıyor. Tüm bu bilgilerin kompleks ve ilgi çekici bir olaylar dizisiyle harmanlanması da kitapları daha bir okuması kılıyor. Yazara sormak istediğim ve tartışmak gerçekten çok fazla şey var. Kim bilir belki bir gün denk geliriz ve bu fırsatı yakalarım ama şimdilik merak ettiğim kısımları araştırıp öğrenmem
1000k
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
Puan vermedi·424 syf.·
2023 6. kitabı
Pia Mater, üç kitaplık bir serinin ilk kitabı. Öncelikle kitabın ilgimi çekmesinin sebebi dolaylı olarak okuduğum bölümle ilgisi ve bundan da öte insan sağlığından çok insan beynine ilgi duymamdır. Hemşirelik okumamla bir ilgisi olmasa da sağlık alanı sonuçta diye ilgili olduğunu düşündüm. Kitaplar isimlerini beyni saran üç zardan almış ve bu bana çok mantıklı bir seçim olduğunu düşündürdü. Sırasıyla "Pia Mater, Arachnoid Mater ve Dura Mater" isimleri verilmiş. Bizim 11. sınıf biyolojiden bildiğimiz sert, örümceksi ve ince zarlar yani. Kitap nöroroman olarak geçiyor ve ilk defa bu türde bir kitap okudum. Kabaca konusuna değinirsek aşkın insan sinirine etkisini anlatıyor. Tabii ki güzel ve merak uyandırıcı bir olay örgüsüyle. Ana karakterimiz olan Tesla'nın kendime benzettiğim yönleri çok fazla oldu. Başta solak olmasından kaynaklı solaklarla ilgili anlatılan bölüm bir solak olarak hoşuma gitti. Daha sonra Galenin Tesla'ya olan aşkının saflığı da hoşuma gitti ama kendini başkasına bu denli adamak her açıdan yanlış geldi. Yine de bir roman olduğu için normal karşılayıp Galen karakterini hayranlıkla okudum. Kitabın ilgimi çeken ve öğretici olan kısımları bir yana bana kasıntı gelen yönleri de oldu. En başta karakter isimlerinin özellikle farklı seçilmesi çünkü türkçe bir romanda bu kadar farklı isimleri daha önce görmemiştim. (pek fazla türk yazar okumadığımdan da kaynaklı olabilir) Örneğin; Alef, İlias, Galen, Perit ve diğerleri bana çok fazla seçkin ve gereksiz gelmişti başta ama okudukça karakterlere alıştığım için bu durum ortadan kalktı. Sonra -evet biliyorum nöroroman olduğunu söyledim ama yine de- sürekli olarak yapılan her harekette nöron, frontal, limbik sistem gibi kelimelerin kullanılması fazla abartı geldi ama dediğim gibi okudukça bu duruma da alışıyorsunuz.
1000k
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2022 5. kitabı
Atomik Alışkanlıklar kitabını okurken aslında anlatılan bazı davranışları zaten kendi hayatımda yaptığımı fark ettim. Aslında bu kitap bana biraz farkındalık kattı diyebilirim. Ayrıca adından da anlaşılacağı gibi ufak alışkanlıkların kısa vadede herhangi bir sonuç getirmiyor gibi görünüp uzun vadede büyük farklar yaratacak cinsten olduğu anlatılıyor bu kitapta. Kişisel gelişim okumak isteyenlerin bence en başlarda başvurması gereken kitaplardan biri olması gerekiyor. Kitapta gerçek hayatta küçük alışkanlıkların bir yerlere getirdiği önemli insanların hikayeleri de mevcut. Somut kanıtlar olması bir şeylerin inandırıcılığını büyük ölçüde etkiliyor diye düşünüyorum. Bu açıdan kitap bize hayatlarda, farklı kitaplardan veya filmlerden alıntılarla büyük bir gerçeklik sunuyor. James Clear' ın okuduğum ilk kitabı bu oldu ve açıkçası dilinin sadeliği ve anlaşılırlığı herkese hitap edecek cinsten. Gündelik hayatta yaptığınız her şeyin aslında bilinçsiz birer alışkanlık olduğunu ve ekleyeceğimiz diğer alışkanlıkların da zamanla bilinçsiz alışkanlıklara dönüşeceğini de anlatıyor. Ayrıca dört temel kuralla alışkanlık (doğru alışkanlık) edinmeyi basite indirgemiş yazar. Bu açıdan da sizi yormayacak bir kitap. Özellikle tablolar ve grafiklerle bunu desteklemesi hoşuma gitmişti. Kişisel gelişim hakkında okumak için bir şeyler arıyorsanız veya hayatınıza yeni alışkanlıklar eklemek istiyorsanız öncesinde okumanız gereken bir kitap. Zamanınızı verimli kullanmanız için zaman ayırmanız gerekiyor bu kitaba.
1000Kitap
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,2bin okunma
Puan vermedi·318 syf.·
2022 2. kitabı
İki farklı ama bir o kadar da benzer hikayenin İran tarihi ile harmanlanması diyebilirim Semerkant için. Bu kitap bana adından başka hakkında herhangi bir şey bilmediğim Ömer Hayyam'ı yakından ve birçok yönüyle inceleme ve tanıma fırsatı verdi. Bir aşk adamı olarak Ömer, bir arkadaş olarak Ömer ve bir şair olarak Ömer. Bana çok şey kattı demek yetmez Ömer Hayyam'ın bakış açısıyla bazı olayları değerlendirmemi sağladı. Aslında bu kitap benim için Ömer Hayyam ile tanışma kitabı oldu ve bu tanışma beni çok memnun etti. Bundan sonra daha da yakından tanımak isteyeceğim biri oldu. Tabii bu kitap bize sadece Ömer'i değil aynı zamanda iki önemli ve gizli aşkı anlatıyor. Ömer ile Cihan'ın aşkı ve Benjamin ile Şirin'in aşkı. İran sınırları içerisinde yaşanan bu aşklar çok büyük olayların arasında birer kaçış yolu oldu kahramanlarımız için. Ömer Hayyam'ın çok fazla adamla beraber olmasına aldırmadan büyük aşk beslediği Cihan ile olan birliktelikleri ve onların birbirleriyle olan sohbeti gerçekten de tanık olmaya değer. Aynı zamanda Ömer'in Yazma'sı ve onun din ilgili düşünceleri beni gerçekten etkiledi diyebilirim. Devlet meseleleriyle içli dışlı olan Cihan'a karşı aşkından ve yazdığı satırlardan başka düşündüğü bir şey olmayan Ömer'in iletişimi çok güzeldi. Spoiler olmaması açısından bu aşkın devamını anlatmamam daha iyi olur. Evet, Benjamin ya da tam adıyla Benjamin Omar Lesage de Ömer'i anne ve babası aracılığıyla asırlar sonra dünyaya geldiğinde tanımış olup ona büyük ilgi duymuş ve onun yazdığı Yazma'nın aslının peşine düşüp Amerikadan İstanbul'a oradan da İran'a gelmiş ve burada Şirin'i tanımış. Onlarında herkesten gizli yaşadıkları aşkları, beraber sabaha kadar okudukları Ömer Hayyam'ın Yazma'sı ve güzel bir iletişimleri olmuş. Tabii İran'ın yönetim ve devlet sorunları
1000Kitap
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma