Puan vermedi·160 syf.·
2024 61. kitabı
𝗗ÜŞ 𝗘𝗞𝗠𝗘Ğİ Lise öğrencisi genç anlatıcı, babasını yakın zamanda kaybetmiş ve annesiyle birlikte yaşamaktadır. 1940'lı yıllarda, arka fonda II.Dünya savaşı patlak verdiği vakit tuttuğu günlüğe arkadaşlarını, aşklarını, ilk cinsel uyanışlarını, gazeteye gönderdiği öyküleri, savaşa çağırılacağıyla ilgili endişelerini, sinema sevgisini, okuma yazma tutkusunu, hayata bakışını ve gelecek ile ilgili beklentisini aktarır. Bizler de onun 17 yaşının tanıkları oluruz kitap boyunca. 𝗕𝗔𝗧𝗜𝗞 𝗕İ𝗥 𝗚𝗘𝗠İ 65 yaşına gelmiş olan anlatıcı, hasta olduğunu öğrenip ölmeye yatmaya gider misali bir Ege kasabasına gitmiştir. Uzun zamandır ara verdiği yazmaya devam etmek istediği halde tek bir sayfa dahi yazamamıştır. Etrafı gözlemler, zaman zaman eskileri düşünür, yaşadığı ilişkisini irdeler. Ve ona hitaben bu metni yazar. Yayınevi bu iki kitabı birlikte yayınlayarak bence çok doğru yapmış. Zira ilk roman ile ikinci romanda kimi karakterlerle olaylar, geçmiş ve gelecek şeklinde kesişiyor, dolayısıyla birbirini tamamlıyor. Anlatılanların yazarın öz yaşam öyküsü olup olmadığını çok merak ettim ve araştırdım. Bazı bilgilerin yazarın hayatından izler taşıdığını öğrendim. İlk defa okuduğum Oktay Akbal için çok isabetli bir tanışma kitabı oldu. Yakınlarda 'Türk Dil Kurumu' ödülü almış olan Suçumuz İnsan Olmak isimli kitabını da okuyor olacağım.
Düş Ekmeği - Batık Bir GemiOktay Akbal · Doğan Kitap · 202432 okunma
Genç yaşta dünya şiirini etkileyen adam Arthur Rimbaud!
8/10
·64 syf.··
2024 77. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2024 02:26
Dünya edebiyatına damga vuran isimlerden biri Rimbaud. Bu efsane adam çocuk yaşta şiiri bırakmasına rağmen edebiyata olan etkisi büyüktür. Rimbaud'un şiir çizgisini birçok ulusların şiirinde görebilirsiniz. Şiirlerinde ki en önemli yönü betimsel (tasvirci) şiire karşı koymasıdır. Yani ölçülü düzyazı. Rimbaud'nun ayaklanması, bir bakıma şiirde düzyazının ilkelerini atmak şeklinde de özetlenebilir. Bunu düzyazı da söyleyebileceğimizi, şiirde söylememek şeklinde de tanımlayabiliriz. Rimbaud ilk şiirlerinde düzyazının ilkelerini bol bol kullanmıştır. Rimbaud eski şiire karşı koyarken öne sürdüğü ilkelerin başında usa karşı çıkmak gelir. O buna "us dağınıklığı" diyor. Söz Simyası adlı şiirinde bu deneyi anlatır. Yeni bir şiir terimi ortaya atar: "Sesli harflerin rengini buldum! A kara, E ak, I kırmızı, O mavi, U yeşil." Rimbaud eski şiire karşı gösterdiği bu ayaklanmayı, hayatında da göstermiş; aile, vatan, ahlak, toplum, din bağlarını yadsımıştır. Rimbaud'un bilinen iki büyük başyapıtı vardır. Ve ikisinde bu kitapta yer almıştır. Biri Illuminations (renkli gravürler) diğeri ise Une Saison en Enfer. (Cehennemde bir mevsim) Bu iki kitaptaki şiirler mensup şiirlerdir. Kısaca şiirlerden bahsedecek olursak; Cehennemde Bir Mevsim'de Rimbaud yaban bir adam oluşunun nedenlerini çizdiği herkesçe kabul edilmiş gibidir. Bütün kitap boyunca kendini anlatmaya çalışır. Hatta ve hatta yazdığı bir mektupta bütün bir hayatının bu kitaba bağlı olduğunu söyler. Bu kitabı yazdığı sıralar 18 yaşındadır ve her türlü toplum düzenine baş kaldırmış asi bir delikanlıdır. Usunun karmaşıklığını bu kitaba fazlasıyla yansıtır ve daha sonra bunu bir yöntem olarak da benimser. Lanetlenmiş şair deyimi bu kitaptan Rimbaud'a özgü çıkar. Ona delikanlı şeytan diyenler de varmış. "Güzelliği dizlerime
Seçme ŞiirlerArthur Rimbaud · Model Kitap Yayınları · 196223 okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.·
2024 6. kitabı
Hakkari'de Bir Mevsim 256 sayfa Ferid Edgü'nün okuduğum ilk romanı Roman 1977'de yazılmış ve 1982 yılında Erden Kıral yönetmeliğinde, Genco Erkal'ın başrolünde aynı isimde filmi çekilmiştir. Kitapta, Hakkari ilinde öğretmelik yapan ve kendisine Nuh ismini vermeyi düşünen roman kahmanımız, o yıllarda öğretmenlik yaptığı ilin özelinde tüm bölgenin ortak sorunlarına değinmiş. Kitapta; yalnızlık, dağ, deniz, kaçakçı, sürgün, çocuklar, bilinmedik hastalıklarla ölen bebeler, kar, tipi, otlu peynir, lavaş ekmek,çay soba,tezek, düş, düş-üş, yeni bir dil.. Kitap tahmin ettiğimden daha iyi çıktı. Keşke daha önce okusaydım hissi yaratan bir kitap. Dili şiirsel ve yormayannir dil, bitirildiğinde tatmin edici bir edebi hoşnutluk bırakan bir kitap. Yanı sıra çeşitli soru işaretleri ile de okurunu bir başına bırakır. Uzaktan konuşmanın ve içinde bizzat yaşamanın farklılığını hissettiren bir coğrafyayı bizlere açan bir yapıt. Mutlaka okunması ve dersler çıkarılması gerektiğini düşündüğüm bir eser. İyi okumalar.
Hakkari’de Bir MevsimFerit Edgü · Everest Yayınları · 202313,9bin okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2023 56. kitabı
Nilay Erik'in "Bir Yere Yolcu" adlı kitabı iki ana bölümden oluşuyor. "Yol" adını verdiği ilk bölümdeki öyküleri şunlardır: Şeref Meselesi Kızımız İçim Oyuk Derdim Büyük Ellerinde Kınalar Sen Bir Kurşun Döktür Mahya Işıkları Kuşlar Kadınlar ve Düş-Üş-Ler Yüksel'de Bir Siyah Martı "Varış" adını verdiği ikinci bölümdeki öyküleri ise; Bir Yere Yolcu Güzide Seni Unutma Zamanı Yazarın kitaptaki tüm öykülerini keyifle ve severek okudum.Öykülerin konusu günlük hayattan alındığından okuyucular mutlaka kendi hayatlarından bir şeyler bulacaktır. Yazar öykülerinde sade, akıcı ve duru bir dil kullanmıştır. Öykü kahramanları çoğunlukla kadınlar olduğundan yola, yolculuğa çıkan değişen, dönüşen kadın karakterlerin yaşamlarına tanıklık edeceksiniz. Kitapta yer alan " İçim Oyuk Derdim Büyük", "Sen Bir Kurşun Döktür" ve "Mahya Işıkları" adlı öyküler bir halk bilimci olarak ilgimi ve dikkatimi ayrıca çekti . Yazar özellikle bu öykülerinde kültürel belleği yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Korkuluğun diğer adı olan "oyuk" İçim Oyuk Derdim Büyük adlı öyküde kültürel pratikleri açısından da işlemiştir. Sen Bir Kurşun Döktür adlı öykü "kurşun dökme" geleneğinin günümüzde kitle iletişim araçlarıyla bir diğer ifade ile akıllı telefonlarla nasıl yaşatıldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Okur, Mahya Işıkları adlı öykü ile camilerin minareleri arasındaki "mahya"nın nasıl ışıl ışıl yandığını öğrenirken bir ramazan geleneği olan mahyayı, öykü kahramanı Selim usta ile tanıyacak, İstanbul'un mahyacıları, Mahya geleneği ve etrafında şekillenen usta çırak ilişkisi hakkında da fikir sahibi olabilecektir. Her biri ile başka başka hayatlara kapı aralayan öykülerin ortak yanını,sıradan insanın anlam arayışları, varoluşsal sıkıntıları, çıkmazları, sonu kendilerine olan yolculukları
Bir Yere YolcuNilay Erik · Loras Kitap · 05 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2023 19:31
"Bu dünyadaki yolculuğumun nedeni anneme ve babama..." itfafıyla başlayan eser iki ana bölümden oluşuyor. "Yol" bölümünde Şeref Meselesi,Kızımız, İçim Oyuk, Derdim Büyük, Ellerinde Kınalar, Sen Bir Kurşun Döktür, Mahya Işıkları, Kuşlar Kadınlar ve Düş-Üş-Ler, Yüksel'de Bir Siyah Martı olmak üzere sekiz öykü bulunuyor. "Varış" bölümünde ise Bir Yere Yolcu, Güzide, Seni Unutma Zamanı isimlerinden oluşan üç öykü var. Yol bölümü Ahmet Telli'den epigrafla başlıyor. Erkek bekleyen babanın çektirdikleri, ergen çıkmazı, miras kavgası, köyden kente göç, deli sevdası, yalnızlık, ölüm, kuşlar konularıyla hayatın içinden kesitler sunulmuş. Ellerinde Kınalar öküsü bana Ali Cabbar türküsünü hatırlattı. "Sevdiği kız başkasına varmış Dayanabilirsen dayan Ramazan" Varış bölümünün öyküleri birbiriyle alâkalı kurulmuş. Kitaba ismini veren Bir Yere Yolcu öyküsünde günlük türünden faydalanılmış. Günlük türününün ilgi çekiciliği öyküye sirayet etmiş. Bu öykünün kahramanı Güzide'de bulabiliyoruz. Olaylara Güzide'nin gözünden bakıldığı Bir Yere Yolcu'ya Seni Unutma Zamanı öyküsüyle Sacit'le cevap verilmiş. Varış bölümünü tek bir öykü olarak da kabul edebiliriz. Genellikle kahraman bakış açısı tercih edilen öykülerde akıcı dil göze çarpıyor. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir eser olmuş.
Bir Yere YolcuNilay Erik · Loras Kitap · 05 okunma
İNSANLIĞIN UZAYA KARDEŞ OLMASINA DAİR
Puan vermedi·235 syf.··
Beğendi
·
2023 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2023 21:58
Yeryüzündeki yüreklerden gökyüzüne ulaşan bir uzay gemisi: Ay Hırsızı. Uzay ve Ay ile ilgili yaşanan önemli olayları, onlarla bağımsız bir konu ya da bir şahsiyet ile ilişkilendirilmesi çok hoşuma gitti. Hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Sunay Akın'ın kalemi ve düş gücü beni pek şaşırtmadı. Çünkü Sunay Akın ülkemizin değerli ve çok sevdiğim bir aydını. Kimler kimler yok ki bu kitapta... Van Gogh, Cervantes, Mustafa Kemal Atatürk, Zaro Ağa, Che Guevara, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Vecihi Hürkuş, Atilla İlhan... Her birinin de uzay, uçak veya ay ile iyi ya da kötü bir anısı var. Kimi pilot olmuş da uçmuş, kimi şiirine katmış, kimi gözlerini indirmemiş gökyüzünden. Ne de güzel şeyler yaşanmış. Bir o kadar da acı, trajedi... Bu kadar insanı bir küçük kitaba toplamak ne de güzel bir çalışma olmuş. Gerçekten çok takdir ettim. Heyecanlana heyecanlana okudum her bir hikayeyi. Bir yerde farklı bir şey yaşanıyor, başka bir yerde bambaşka bir şey. Ama birbirlerinden habersiz ne kadar da yakınlar oysa. Savaşlar, ölümler ve oyuncaklar... Evet oyuncaklar. Sunay Akın'ın bir de oyuncak müzesi var, anlattığı hikâyelerdeki oyuncakların bazıları orada. Çok farklı hissettim nedense. Anlatılan olayların bazılarında oyuncakların yeri beni hayli mutlu etti. Ben bu kitapla dünyayı dolaştım. Dünya ile kalmadım Ay'a bile çıktım. Bir kere daha çok küçük olduğumu anladım, insanlığın büyüklüğünü de. İnsanlığın uzaya olan merakı ve tutkusu ne kadar da çok şeyi etkilemiştir. Binlerce yıldır süren bu tutkumuzu daha da ileri taşıyacak olan yine gökyüzünden indirmediğimiz gözlerimiz ve yüreğimiz olacaktır. Şimdi ise ben bir yerde oturmuş gökyüzüne bakarken neler neler oluyor kim bilir. Kitaptaki kişilerin bedenleri her ne kadar yerin altında olsa da gözleri yine gökyüzündedir. İncelemeye Nazım
Araştırma-İnceleme
Ay HırsızıSunay Akın · Türkiye İş Bankası · 20142,872 okunma
Reklam
Reklam