10/10
··
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:41
Sarah Jio... Kaç yaşında okursam okuyayım, her zaman aynı duyguları uyandıran bir yazar. Sahildeki Kulübe, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda dostluğu, kayıpları, pişmanlıkları ve yeniden başlamanın mümkün olduğunu derinden hissettiren sıcacık bir yolculuktu. Kitabın sayfaları arasında gezerken kimi zaman bir sahil rüzgarını, kimi zaman da geçmişe duyulan özlemi hissettim. Son sayfayı kapattığımda geriye sadece bir hikaye değil, uzun süre benimle kalacak duygular kaldı.
Sahildeki KulübeSarah Jio · Pena Yayınları · 201720,6bin okunma
Samed Behrengi Sevgi Masalı Kitap İncelemesi
Puan vermedi
--- Samet Behrengi – Sevgi Masalı | Kitap Eleştirisi Herkese merhabalar! Okuduğum kitapları eleştirip önerdiğim serimizde bugün Samet Behrengi'nin "Sevgi Masalı" adlı kitabı ile karşınızdayım. Kitap Hakkında Samet Behrengi'nin Sevgi Masalı kitabı ilk bakışta çocuklar için yazılmış sıradan bir masal gibi görünse de aslında her yaştan insana hitap eden önemli mesajlar içeriyor. Kitapta sevgi, bencillik, alçak gönüllülük ve insan ilişkileri gibi temalar işleniyor. Yazar, masal dilini kullanarak okuyucularına güçlü bir mesaj vermeyi amaçlamış. Kitabın Güçlü Yönleri Sevginin Dönüştürücü Gücü Kitabı bitirdiğinizde hissedeceğiniz en güçlü mesajlardan biri şudur: “Sevgi, bir insanı değiştirebilir; en bencil insanı bile…” Masal İçinde Masal Tekniği Masal içinde masal tekniği anlatımı daha ilgi çekici hâle getiriyor. Güçlü Temalar Bencillik ve kibir insanı yalnızlaştırır teması güçlü bir şekilde verilmiş. Dil ve Anlatım Dil sade olduğu için her yaş grubundan okuyucu rahatça anlayabilir. Kitabın Eleştirilebilecek Yönleri Karakterlerin Yüzeysel Kalması
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Can Çocuk Yayınları · 20233,020 okunma
Reklam
Puan vermedi·280 syf.··
2026 127. kitabı
Anlaşılmak, insanın kelimelerinin ötesinde, suskunluklarının da duyulmasıdır. Bazen uzun cümleler kurmadan, yalnızca bir bakışla ya da sessiz bir varlıkla kendini ifade edebilmektir. İnsan, gerçekten anlaşıldığında savunmalarını, eylemlerinin haklı nedenlerini anlatmayı bırakır, çünkü yargılanmayacağını, eksikleriyle ve kusurlarıyla kabul göreceğini hisseder. Bu yüzden anlaşılmak, yalnızca bir iletişim biçimi değil, ruhun kendine güvenle sığınabildiği limanlardan biridir. Bunun için de insan bazen bir psikiyatri koltuğuna yalnızca yaşadığı sorunları anlatmak için değil, sonunda gerçekten anlaşılabilmek için oturur belki de. Çünkü kimi yaralar çözümden önce görülmek, kimi acılar ise öğütten önce duyulmak ister. O koltukta kurulan en değerli bağ, insanın yıllardır taşıdığı yüklerin ilk kez yargılanmadan dinlenmesidir kimbilir. Dolayısıyla ben de Gülseren Budayıcıoğlu’nun anlattıklarını dinlemeyi çok seviyorum. Belki de hiç tanımadığımız insanların hayatlarını dinlerken, tanıdıklarımıza oranla onları daha iyi anlıyoruz. Çünkü tarafsız bakıyoruz belki de. Aslında çoğu hayat birbirine çok benziyor. Biraz da kendimizden bir şeyler buluyoruz. Benzer hüzünler, eksiklikler, mutluluklar ya da acılarla karşılaştığımız zaman, satır araları daha yakın geliyor bize. Zaman içerisinde ikili ilişkiler öyle çok değişti ki, bunun belki de en büyük etkisi teknolojinin bu kadar hayatımızın içerisinde olumsuz duygular bırakması diye düşünüyorum. Sosyal medyada görülen sahte hayatlar ya da mutluluklar, bizim insan ilişkilerimizi oldukça zedeledi. İzlediğimiz videolar ya da görseller bir toplum insanının birbirine ne kadar iyi geçindiğini gösterse de, gerçek hayat bunun tam tersini söylüyor bize. Dolayısıyla insan ilişkilerini daha çok konuşmaya ihtiyacımız var. Budayıcıoğlu’nun anlattığı
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202626 okunma
7/10
·325 syf.··
2026 9. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:57
Bilmiyorum neden ama kitabı kapattığımda zihnimde açılan baloncukta “Bile bile lades” cümlesi belirdi. Hikayeye tam olarak oturuyor mu emin değilim ama bazen sonunu bile bile denemek ister insan.. Gıpta ettiklerinin zararlarını bilse de yaşamak ister.. Charlie belki farkında olmadan girdi bu “akıllı olma” yoluna ama akıllı olduktan sonra da sadece aklın işe yaramadığını gösterdi bize. Duygular.. duygusal zeka, kendimizi ifade edememe ne kadar da yerleşiyor gün geçtikçe hayatımıza aslında. Teknolojinin bize yaşattığı rahatlığı sayesinde çoğu zaman aklımızı yormadığımız yeni düzende duygularımızı da alıp götürdü sanki… Beni etkileyen ve acı veren bölüm ; charlie’nin zihni geliştiği dönemde, insanların eskiden kendine olan davranışlarının ne kadar da kırıcı olduğunun farkına vardığı andı.. bir çok şeyi artık bildiğinde ve aynı şeyleri tekrar yaşayacağı ile yüzleştiğinde ise içimden bir şeyler koptu gitti. İnsan bilmediği şeye tahammül edebilir. Ama bildiği şeye tahammül etmesi ne zordur. Bu gerçeklerle yaşayan farkında insanlara selam olsun :)
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Güneşi Uyandıralım
8/10
·280 syf.··
2022 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2022 00:00
Bazı karakterler vardır; bir kitabın sayfalarından çıkıp insanın hafızasında gerçek bir iz bırakır. Zezé de benim için tam olarak böyle bir karakter oldu. José Mauro de Vasconcelos’un kaleminden çıkan bu küçük çocuğun hikâyesi, yalnızca bir çocukluk anlatısı değil; sevgiye, yalnızlığa, hayal gücüne ve büyümenin acı taraflarına dokunan derin bir yolculuk. Güneşi Uyandıralım , çoğu okurun Şeker Portakalı ile tanıdığı Zezé’nin hayatına devam eden bir eser. Şeker Portakalı, dünya çapında gördüğü ilgiyle öylesine büyük bir üne kavuştu ki aslında yazarın diğer eserleri zaman zaman onun gölgesinde kaldı. Oysa Zezé’nin yaşamının devamını anlatan bu kitap, onun iç dünyasını ve değişimini anlamak için çok önemli bir yere sahip. Şeker Portakalı’nda küçük yaşta yaşadığı acılarla, sevgisizliği ve hayal dünyasıyla tanıdığımız Zezé; bu kitapta biraz daha büyümüş, hayatın gerçekleriyle daha fazla karşılaşan bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Ancak içindeki o hassas, sorgulayan ve sevgi arayan taraf hâlâ onunla birlikte. Zezé’nin en büyük mücadelesi aslında dış dünyayla değil; kendisini anlayacak, ona gerçekten değer verecek bir yer bulma çabasıyla ilgili. Yazar, Zezé üzerinden çocukların dünyasını çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Çocukların yaşadığı duyguların küçümsenmemesi gerektiğini, onların da en az yetişkinler kadar derin kırılmalar yaşayabileceğini gösteriyor. Zezé’nin hayal gücü, yaşadığı zorluklara karşı bir kaçış değil; hayata tutunma biçimi oluyor. Kitapta beni etkileyen en güçlü noktalardan biri de Zezé’nin sadece “acı çeken bir çocuk” olarak değil, zamanla kendini tanımaya çalışan, hatalarından öğrenen ve büyüyen bir karakter olarak işlenmesi. Onun değişimini okumak, bir çocuğun dünyayı nasıl anlamlandırmaya çalıştığını görmek açısından çok değerli. José Mauro de Vasconcelos, sade bir anlatımla büyük duygular bırakmayı başaran
Roman
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma
Yeni bir Dünya kurulsa, insan da yenilenir mi?
7/10
·128 syf.··
2026 45. kitabı
Sabahattin Ali’nin Yeni Dünya adlı öykü kitabını okurken, farklı hayatlar ve karakterlerle karşılaşsam da hepsinin ortak bir noktada buluştuğunu düşündüm: İnsan olmak. Kitaptaki kişiler farklı şartlarda yaşasalar da aynı özlemleri, korkuları, hayal kırıklıklarını ve umutları taşıyorlar. Yazar, günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeyen insanların hikâyelerini anlatıyor. Kimi zaman yoksullukla, kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman da adaletsizlikle mücadele eden bu insanlar sayesinde toplumun görünmeyen taraflarını görme fırsatı buluyoruz. Sabahattin Ali’nin en etkileyici yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor. Büyük olayları değil, sıradan insanların sessiz mücadelelerini anlatırken okuyucunun kalbine dokunmayı başarıyor. Kitaptaki öyküler bana, dünyanın değişmesinden önce insanın değişmesi gerektiğini düşündürdü. Çünkü şartlar farklı olsa da hırs, merhamet, bencillik, sevgi ve vicdan gibi duygular her dönemde insanın hayatını şekillendiriyor. Bu nedenle kitabın adı Yeni Dünya olsa da anlatılan meselelerin bugün de geçerliliğini koruduğunu düşünüyorum. Eserde dikkatimi çeken bir diğer nokta ise yazarın karakterlerini yargılamadan anlatması oldu. Onları kusurlarıyla birlikte kabul ediyor ve okuyucuya da aynı fırsatı veriyor. Bu sayede hikâyeler sadece okunup geçilmiyor, insanı kendi hayatı üzerine düşünmeye de yönlendiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu soru kaldı: Dünya gerçekten değişse bile insanın içindeki duygular ve zaaflar değişir mi? Sabahattin Ali kesin cevaplar vermiyor; ancak anlattığı hayatlar üzerinden bu soruyu uzun süre düşündürmeyi başarıyor. Kısacası Yeni Dünya, farklı insanların hikâyeleri aracılığıyla insan doğasını, toplumsal eşitsizlikleri ve vicdanı sorgulayan etkileyici bir eser. Okuyucuya yeni bir dünya vaat etmekten çok, yaşadığı dünyaya
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Reklam
Reklam