Mitolojiyi hiç böyle okumamıştım. Klasik mitoloji hikâyelerinin çok ötesinde insanın sevme, sevilme, aşık olma duygularıyla mitolojiyi ilişkilendirmesi kitabı çok farklı bir boyuta çıkarmış. Özellikle aşkı modern erkek ve modern kadın açısından mitoloji ile bağ kurarak anlatması muazzamdı. İnsan aşkı ararken aslında kendini keşfediyor bu kitapta. Mitolojiden başlayarak çıkılan yolculuk ruhsal dönüşümle -evet işte bu- dedirtiyor.
İlk sayfalar daha çok beklediğiniz mitoloji. Olimpos tanıtılıyor. Zeus, Kronos, Rhea, Hera, Afrodit, Eros, Psykhe... gibi tanrılar tanıtılıyor. Titanlar çağından bahsediliyor. Bu kısımlar ilk 25 sayfa. Ardından Eros ve Psykhe doğuyor. İşte bu doğumlardan sonra kitap çok farklı bir boyut aldı ve ben kitabı elimden bırakamadım. Eros ve Psykhe arasındaki aşk modern erkek ve modern kadının kendini arayışı, dönüşümü halini alınca o kadar çok altını çizdiğim cümle oldu ki.
Yazarın mitolojiyi ele alış biçimi, insanla birlikte aktarışı samimi, içten, sade ve akıcı. Kitap zaten 141 sayfa, çabuk okunuyor ama derinliği kesinlikle 141 sayfanın ötesinde. Okuyucuyu hiç yormadan, keyif alarak bu kadar etkilemek çok ciddi bir yetenek ve bu kitabı iyi ki okudum dedim.
Mitolojiye ilgisi olan/olmayan, insan ilişkileri ve duygular üzerine düşünmeyi seven her okurun kitaplığında olmalı diyorum.
Çünkü insanı hem insan hem de güzel yapan asıl şey beden değil ruhtu.
Aşkım laneti de mucizesi de tek bir farkındalıkla netleşti. , eksik olduğunu bilerek yaşamaya mecbur edilecekti.
Nerede bir aşk belirse orada dünya yeniden yaratılacaktı.
Çünkü aşk, insanın kendini yaşayan bir nesne sanma halini paramparça etti.
Çünkü insan en çok yalnızken kendine yakındı.
Ama Eros sadece gülümserdi çünkü onun gücü hükmetmekte değil, hissettirmekteydi.