Aşk da insana bir sürü saçma sapan şey yaptırır. Evlilik gibi mesela. Çocuk yapmak, mutlu aileler kurmak, mutlu bir evlilik. Ya da en azından öyle olduğunu düşünebilirsiniz. Belki mutlu değil de makuldür. Makul bir evlilik. Yani neticede bir insan nasıl sürekli mutlu olabilir ki? Böyle bir nasıl zaman bulunur? Çoğu zaman sadece günü atlatmaya çalışırız. Sizin de öyle günleriniz olmuştur muhtemelen. Ama böyle yeterince gün geçirdikten sonra bir sabah omzunuzun üzerinden şöyle bir bakar ve tek başınıza olduğunuzu, evlendiğiniz insanın yolda bir yerlerde ilgisini kaybettiğini fark edersiniz. Belki bir yalanını yakalarsınız.
Sayfa 70 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
Birinin ebeveyni olmanın en tuhaf yanı da bu...: Sizi siz yapan her şeye rağmen sevilmek. İnsanlar hayatlarının epey ileri bir evresinde bile ebeveynlerinin süper zeki, gerçekten komik ve ölümsüz olmayabileceğine inanmaktan aciz görünüyorlar. Belki de bunun biyolojik bir nedeni vardır; bir çocuğun belirli bir yaşa gelene kadar sizi koşulsuzca ve umutsuzca sevmesi tek bir nedene bağlıdır: Siz onlara aitsinizdir. Hakkını vermelisiniz ki bu da biyoloji adına epey zekice bir hamledir.
Sayfa 69 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tanrı'yı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset,
Sayfa 60 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
...yetişkin olmanın korkunç yanı, kimsenin ama kimsenin bizi umursamadığını, artık her şeyle kendi kendimize başa çıkmak zorunda olduğumuzu anlamaya ve dünyanın nasıl işlediğini çözmeye zorlanmaktır. Çalışıp faturaları öde, diş ipi kullan ve toplantılara zamanında katıl, sırada bekle ve formları doldur, kabloların üstesinden gelip mobilyaların montajını yap, arabanın tekerleklerini değiştir, telefonunu şarja tak, kahve makinesini kapa, çocukları yüzme kursuna yazdırmayı unutma. Sabah gözlerimizi açarız ve hayat üstümüze yeni bir "Sakın unutma!"lar ve "Aklından çıkarma!”lar çığı devirmek için karşımızda hazır bekliyordur. Düşünecek ya da soluk alacak vaktimiz yoktur, uyanır ve çığın içinde debelenmeye başlarız çünkü biliriz ki ertesi gün üstümüze yeni bir tanesi yığılacaktır. Ara sıra iş yerimizde ya da aile toplaşmalarında yahut sokak ortasında durup etrafımıza bakınır ve dehşetle herkesin yaptığından nasıl da emin göründüğünü fark ederiz. Rol yapan sadece bizizdir. Geri kalan herkes bütün o işleri halledebiliyor ve başka işlerin de altından kalkıyordur, üstüne başka başka işlerle uğraşacak enerjileri de kalıyordur.
Sayfa 55 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
...kimi zaman başkalarının da mutlu olmadığını bilince insan kendi kaygılarıyla daha kolay başa çıkıyor.
Sayfa 51 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
Banka soyguncusunun suça yönelmesine neden olan toplumsal adaletsizliklerden toplum sorumlu olduğundan değil (ki aslında biraz sorumlu olabilir ama o başka zamanın konusu), son zamanlarda toplum hiçbir şeyin içeriğine göre adlandırılmadığı bir yere dönüştüğü için. Bankaların cidden banka olduğu bir dönem vardı. Ama şimdi belli ki “nakitsiz” bankalar var, oysa içinde para olmayan banka çok gülünç değil mi? İnsanların kafasının karışması hiç şaşırtıcı değil ve kafeinsiz kahve, glütensiz ekmek, alkolsüz bira gibi şeylerle doldukça toplum resmen heba olacak.
Sayfa 49 - 50 Kairos Kitap
İnsan ve Duygular