Observer Disaster

Bundan sonra her şey bana nasıl geliyorsa öyleydi. Yüksek sesle de düşünürdüm; istediğim kadar korkar, istediğim kadar ölürdüm...Evet, büyük şehirlerde doğdu, yirmi sekiz yaşına kadar çeşitli üniversitelerde (yalan) eğitim gördü, çeşitli işlere girdi, aldığı bir mektubu yaktı ve bunun üzerine öldü. Hayır, iyi bir eğitim görmedi, fakat bazı eserler okudu, her şeyi daha iyi anlamak için Latince öğrenmek üzere masaya yaklaşarak kitabı... hayır, tam bu sırada, mutfaktaki lekenin aklına gelmesi üzerine... hayır, Latince öğrenemeyeceğini anlayınca, durumun çıkmaza girdiğini görünce masadan kalktı ve öldü. Hayır, leke yüzünden ölmedi... Bir söylentiye göre, sol tarafına saplanan bir ağrı yüzünden hayata gözlerini yumdu. Hayır, bazı eserler okumadı, sadece bazı yazarların adlarını öğrendi, ağrıdan sonra hayata tekrar gözlerini açtığı zaman kendini bahçede buldu (doğru), okuyamadığı kitapların çeşitli sayfalarını inceledi, bir süre bahçede dolaştı, bir süre kendinden nefret etti, bu arada çeşitli düşüncelere kapıldı. (Allah bilir nelere?)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaldırıma oturdum soluk soluğa; ağlamaya başladım. Yani öyle bağırarak değil, hafif gözyaşlarıyla. (Hiçbir işi gürültülü yapamazdım.)
" Bahçe de evin bütünlüğü içinde sayılırdı. (Sayılır mıydı?) Biraz şüpheci olmuştum. Descartes da herhalde çok yalnız kalmıştı. (Evde bu herifin kitabı olmadığı için, bu düşüncemin gerçeklik derecesini araştıramadım. Herif? Descartes? "
10/10
·202 syf.·
2018 7. kitabı
İlk kez oğuz atay okuyacaklar bu kitaptan başlamalı bence. Toplam 8 hikayeden oluşmakta."Unutulan" isimli öyküyle sizi önce bir çarpıyor, "beyaz mantolu adam" ile yalnızlıgı ve toplumsal yalıtılmışlığı vurguluyor, kitaba ismini veren "korkuyu beklerken" isimli bölümüyle çeşitli paranoyalar yaşatıp, kahramanımız bir dedektif gibi ubor metenga'nın peşine düşüyor. "Babama mektup" ile deyim yerindeyse sizi darmadağın ediyor. Özellikle korkuyu beklerken isimli öykü "Tutunamayanlar" ya da "tehlikeli oyunlar" tarzina çok benziyor. Zaten bütün oğuz atay karakterlerini incelediğinizde ortak bir nokta yakalamak mümkün. Yazarın fiktif kurgulamalarından ziyade kendi hayatından ya da kendi ruhsal durumundan izler buluyorsunuz. Bunu da kendine özgü mizah anlayışıyla yaptığı için diğer yazarlardan sıyrılıyor. Türk edebiyatının en başarılısı mı bilmem fakat en özel kalemi olduğu kesin.
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
"Her şey ilgimi çeker, ama hiçbir şey beni avucunda tutamaz."