Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı sende esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Sende kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini…
Cahit Sıtkı Tarancı
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla,
Bazen sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,
Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla,
Baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla,
Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla.
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle,
Öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle,
Çarpsan kara sevdayı en azından yüz binle,
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle,
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle,
Ama her defasında geri döndüm seninle,
Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle?
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?
Bazen kız kardeşimsin, bazen öp öz annemsin,
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin,
Eksilmeyen çilemsin,
Orada ufuk çizgim, burada yanım yöremsin,
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin,
Çaresizim, çaremsin.
Şaşırdım kaldım işte bilmem ki n’emsin?
Yavuz Bülent Bâkiler