Spoiler!
10/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 05:15
Ve çarpışan arabalara geldiğimizde görevliye iki adet bilet uzattı. "Neden?" diye sormadan edemedim. "Çünkü kontrolü bırakmalısın,"dedi."Bazen sadece çarparsın,gözünü kapatıp bir yerlere sürersin ve bazen hiçbir yere varamazsın.Buna yaşamak denir,Kylie." Ophelia valley'i,sırlarını,karakterlerini çok özlemişim.Nagi'nin neredeyse her kitabını okumuş biri olarak en sevdiğimin bu seri olduğunu kabullenemiyordum çünkü çok daha uzun serileri vardı ve onları daha çok sevmem gerekir diye düşünüyordum daha uzun oldukları için.Bu kitapla bu serinin en sevdiğim olduğunu kabullendim. Ben saklambaç ve sobeyi okurkende Kylie'den hiçbir zaman nefret etmemiştim.Ansel'in bu sefer peşine birini taktığında da.Zarar gelmesini istemiyordu,Dylan'ı istiyordu.Ansel ne kadar yalnızsa Kylie de o kadar yalnızdı.Dylan kasabadan gittiğinde,olaylar bittiğinde hiçbir arkadaşına söyleyemediği bir şekilde rehabilitasyonda kalıyordu ve bunu öğrendiklerinde bile Maddie kendilerine yalan söylemiş olmasını mesele haline getirdi.Kylie'nin orada kalıp onlara söyleyemecek kadar yalnız olduğunu değil.Dylan'dan hoşlandığı için hep suçladılar ama kimse Henry'i Maddie'den -yakın arkadaşının eski sevgilisinden- hoşlandığı için suçlamadı. Kylie'nin belki kendisine ve diğerlerine itiraf edebildiği tek şey Dylan'dan hoşlanmasıydı ki bence bu konuda kendi de yanılıyordu.Ailesinin o çocuğa olan hayranlığını kıskanıyordu.Babasını yenilmez bir rakip olarak görüyordu ve Dylan Kylie'nin babasını satrançta yenmişti.Kylie'nin dediği gibi küçük bir şeydi ama Kylie babasının yenilmez olmadığının orada farkına varmıştı.Orada küçük bir açık görmüştü ve bu yüzden Dylan'a hayrandı. Ansel ve Christopher'a gelelim.Ben ilk iki kitapta ikisini yakıştıramıyordum ve bence bu kitap biraz onu kanıtladı. "Christopher'ı seviyorum
KörebeN. G. Kabal · Dex Kitap · 2025104 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 12. kitabı
Okuduğum açık ara bence en iyi çizgi romandı tabii bu benim düşüncem Tiziano Sclavi tarafından yaratılan ve ilk kez 1986 yılında yayımlanan Dylan Dog, İtalyan çizgi roman ekolünün (Fumetti) dünya çapındaki en ikonik figürlerinden biri ve korku, gerilim, felsefe ile sürrealizmi harmanlayan devasa bir kült seridir. Eski bir Scotland Yard dedektifi olan ve Londra'da yaşayan Dylan Dog, kendisini "Kabarla Dedektifi" (L'Indagatore dell'Incubo) olarak tanımlar. Klasik polisiye kahramanlarının aksine o; zombiler, vampirler, kurt adamlar, hayaletler ve en önemlisi insanın karanlık zihninden doğan soyut kabuslarla ilgilenir. Fiziksel görünüşü ünlü aktör Rupert Everett'tan esinlenilen Dylan; sürekli aynı kıyafetleri giyen (kırmızı gömlek, siyah ceket, mavi kot), klarnet çalan, asansör fobisi olan ve mantığıyla değil sezgileriyle hareket eden melankolik bir karakterdir. En gerilimli anlarda bile yaptığı absürt esprilerle ortamı yumuşatan, ünlü komedyen Groucho Marx kopyası asistanı Groucho ve ona her zaman kol kanat geren eski şefi Müfettiş Bloch serinin sacayaklarını oluşturur. Siyah-beyaz çini mürekkebi tekniğinin doruk noktası olan çizimler, Londra’nın tekinsiz, sisli ve gotik atmosferini okuyucuya mükemmel bir görsellikle aktarır. Serinin felsefi temelini ve en güçlü alt metnini "Asıl canavar kim?" sorusu oluşturur. Hikayelerde karşılaşılan doğaüstü yaratıklar genellikle toplum tarafından dışlanmış, acı çeken varlıklarken; asıl vahşeti ve kötülüğü işleyenler modern toplum, hırslı bilim insanları ya da insanoğlunun ta kendisidir. Bolca sinema, gotik edebiyat ve varoluşçuluk referansları içeren yapısıyla Dylan Dog, sadece macera dolu bir korku çizgi romanı değildir; popüler kültürle entelektüel derinliği, rüya estetiğiyle toplumsal eleştiriyi birleştiren zamansız bir
Dylan DogTiziano Sclavi · Sergio Bonelli · 20001 okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
2026 21. kitabı
Berk Kuruçay bu çalışmayı üç müzisyen için yaptı; Tom Waits, Bob Dylan ve Leonard Cohen. Üç kitap için de yanı şeyi söyleyebilirim; çok daha iyisi olabilirdi, çok daha edebi bir iş yapılabilirdi ama mevcut kitaplar için de kendisine minnettarım. Her şarkının hikayesini, o şarkıyı dinleyerek okumak ayin gibiydi. Tom Waits diğer iki isimden biraz farklı. Çok uzun yıllardır devam eden harika bir evliliği var. Hayatın her alanını eşi ile paylaşıyor, besteleri de beraber yapıyorlar. Viski sesli bu adama uyuşturucuyu ve alkolü bıraktırmış bir kadın Kathleen Brennan. Bir beatnik'i bir aile babasına çevirdi kadın. Bu elbette ilham verici bir şey, iyi bir şey ama diğer yandan benim en sevdiğim Waits albümlerinin Waits'in bekar dönemlerine ait olmasında da etkisi vardır diye düşünüyorum bu kusursuz evliliğin. Bir filmde şöyle muazzam bir replik vardır; "İtalya'da Borgialar döneminde otuz yıl savaş, terör, cinayet ve kan döküldü ama Michelangelo'yu, Leonardo da Vinci'yi ve Rönesans'ı yarattılar. İsviçre'de ise kardeş sevgisi vardı, 500 yıllık demokrasi ve barış yaşadılar - peki bu ne üretti? Guguklu saat."
İstanbul'dan Gelen TelefonBerk Kuruçay · Karakarga · 201714 okunma
Fizik katili karakterler derneği..
3/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap. Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz. Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı. Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış. Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri: 1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…” Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
KörebeN. G. Kabal · Dex Kitap · 2025104 okunma
8/10
·406 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 16:43
Kendisinden dokuz yaş küçük otizmli kardeşi Shepherd ile birlikte yaşayan Dylan O'Conner'ın yolu küçük bir saksıda yetiştirdiği ve Fred adını verdiği çiçeğiyle birlikte yaşayan komedi sanatçısı Jilian Jackson isimli genç kadın ile kesiştiğinde, esrarengiz bir doktorun saldırısı neticesinde vücutlarına zorla enjekte edilen psikotrop yüklü bir maddenin etkisi altındadır. Ve bu üçlünün hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yirmi dört saatlik bir zaman dilimini kapsayan hikâyede öylesine ilginç olaylarla karşılaşıyoruz ki, yazarın hayâl gücüne bir kez daha hayran kalıyoruz ister istemez. Kitapta, çocukluğumda izlemiş olduğum ve hâlâ her karesi hatırımda olan efsane film "Sinek"ten bahsedilmesi benim için ayrıca nostaljik bir armağan oldu diyebilirim. Zaman ve mekânın kırılması, geçmişe yolculuk ve telepati gibi ilginç ayrıntılarla süslenerek yoğun bir tempoda ilerleyen Ay Işığında, Koontz'un diğer romanlarında olduğu gibi ilk satırından son cümlesine kadar okuru içine alan bir atmosfere sahip, heyecan ve merak duygusunun bir an bile dinmediği soluk soluğa bir eser.
Ay IşığındaDean R. Koontz · Sayfa6 Yayınları · 2011105 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 19. kitabı
Berk Kuruçay, bu seride üç kitap hazırladı. Bunlar Tom Waits, Bob Dylan ve Leonard Cohen içindir ki Johnny Cash de eklenebilirdi bunlar arasına bence. Bu üç kitapta bu üç büyük ismin bazı şarkılarının hikayelerini anlatıyor Berk Kuruçay. Üç kitap için de ortak eleştirim kitaplarda yer alan söylemlerin pek çoğunun kaynaksız oluşu. Yine de daha önce defalarca dinlediğim şarkıları hikayelerini okurken -ki bazılarını zaten biliyordum- tekrar tekrar viski eşliğinde dinlemek çok zevkliydi. Uzun süredir uzak kaldığım o bohem yaşam tarzını yeniden anımsadım ve çok iyi hissettirdi bu. Bob Dylan için çok fazla bir şey demeye gerek yok. Bu dünyada hem Nobel hem de Oscar'ı olan iki insandan biri kendisi. Hem Nobel hem Oscar hem Grammy hem Pulitzer'i olan tek insan ayrıca. Bir tür tanrı o, uyumsuz bir tanrı.
Cennetin KapısındaBerk Kuruçay · Karakarga · 20165 okunma
Reklam
Reklam