Okuduğum açık ara bence en iyi çizgi romandı tabii bu benim düşüncem
Tiziano Sclavi tarafından yaratılan ve ilk kez 1986 yılında yayımlanan Dylan Dog, İtalyan çizgi roman ekolünün (Fumetti) dünya çapındaki en ikonik figürlerinden biri ve korku, gerilim, felsefe ile sürrealizmi harmanlayan devasa bir kült seridir. Eski bir Scotland Yard dedektifi olan ve Londra'da yaşayan Dylan Dog, kendisini "Kabarla Dedektifi" (L'Indagatore dell'Incubo) olarak tanımlar. Klasik polisiye kahramanlarının aksine o; zombiler, vampirler, kurt adamlar, hayaletler ve en önemlisi insanın karanlık zihninden doğan soyut kabuslarla ilgilenir.
Fiziksel görünüşü ünlü aktör Rupert Everett'tan esinlenilen Dylan; sürekli aynı kıyafetleri giyen (kırmızı gömlek, siyah ceket, mavi kot), klarnet çalan, asansör fobisi olan ve mantığıyla değil sezgileriyle hareket eden melankolik bir karakterdir. En gerilimli anlarda bile yaptığı absürt esprilerle ortamı yumuşatan, ünlü komedyen Groucho Marx kopyası asistanı Groucho ve ona her zaman kol kanat geren eski şefi Müfettiş Bloch serinin sacayaklarını oluşturur. Siyah-beyaz çini mürekkebi tekniğinin doruk noktası olan çizimler, Londra’nın tekinsiz, sisli ve gotik atmosferini okuyucuya mükemmel bir görsellikle aktarır.
Serinin felsefi temelini ve en güçlü alt metnini "Asıl canavar kim?" sorusu oluşturur. Hikayelerde karşılaşılan doğaüstü yaratıklar genellikle toplum tarafından dışlanmış, acı çeken varlıklarken; asıl vahşeti ve kötülüğü işleyenler modern toplum, hırslı bilim insanları ya da insanoğlunun ta kendisidir. Bolca sinema, gotik edebiyat ve varoluşçuluk referansları içeren yapısıyla Dylan Dog, sadece macera dolu bir korku çizgi romanı değildir; popüler kültürle entelektüel derinliği, rüya estetiğiyle toplumsal eleştiriyi birleştiren zamansız bir