...bir suçlunun beynindeki sorunu ölçemiyor olsak bile, bir şeylerin ters gittiğini güvenle söyleyebiliri Ayrıntıları bilmesek de (ve hiçbir zaman bilemeyecek olsak da) kişinin eylemleri beyninde bir anormallik olduğuna dair yeterli kanıtı oluşturur. Singer’in sözleriyle “bütün nedenleri belirleyemediğimiz sürece-ki bunu da olasılıkla hiçbir zaman yapamayacağız- herkes için anormal davranışlara temel oluşturacak bir nörobiyolojik gerekçe olduğunu kabul etmemiz gerekir.” Unutmayalım ki, suçlularda herhangi bir anormalliğin varlığıni çoğu zaman belirleyemeyiz. Colorado'daki Columbine Lisesi’nde gerçekleşen katliamın failleri l'.ric I la iris ve Dylan Klebold’u ele alalım; ya da Virginia Tech katliamının faili Seunglui Cho’yu. Bu gençlerin beyinlerinde bir sorun var mıydı? Hiçbir zaman bilemeyeceğiz, çünkü onlar da, benzeri olaylarda imzası olan pek çok başkası gibi olay yerinde öldürülmüştü. Ancak yine de beyinlerinde anormal işleyen bir şeyler olduğu varsayımını güvenle kurabiliriz.
Şu Gitme o güzel geceye usulca'nın aksine geceye usulca gidiyordu babam... Dylan Thomas'ın bu dizesinin ve ardından gelen o Öfkelen ışığın ölümü karşısında'nın kulağa ne kadar güzel geldiğini fark ediyorum... Oysa babam gerçekte sakince ve öfkelenmeden, daha çok Stoacıların usulüne göre, Zenon'un öğrettiği gibi ölümden korkmadan, ondan merhamet dilemeden ölüyordu.
Haykırmaz olsa da kulaklarından martılar
Gümbürdemez olsa da dalgaları kıyılarda;
İçeceklerin fışkırdığı yerde bir çiçek bile
Kaldırmaz olsa başını çarpan yağmura;
Deli de olsalar, ölü de çiviler gibi
Baş verecektir kişilikleri kır çiçeğinden sürer gibi;
Çıkaracaklardır güneşe, tükeninceye dek güneş,
Ölüme kalmayacaktır bu dünya.
Dylan Thomas