Somut bir nesnenin değişim süreci sırasında karşıt belirlenimlerle yüklü görünmesinin olanağı bu nesnenin temelinde bulunan belirlenimsiz, bu yüzden de birbirinden farklı, hatta karşıt belirlenimleri almaya uygun olan, bir taşıyıcı özneyi varsayar. Bu taşıyıcı öznenin nitelikten yoksun doğası, değişen nesnenin devamlılığının açıklanması için, eşit ölçüde, kategorik olarak değişimden ayrı olan bir form ilkesini gerektirir. Eğer bu ilkeler bağımsız olarak var olmuyorlarsa, belirli yapıları olan iki ayrı varlık olarak değil, bir ve aynı varlıktaki belirlenimler olarak birbirlerinden ayrılırlar. Ancak bir nesnenin kategorik belirlenimlerinden her biri ontolojik ilke anlamında bir belirlenimi yansıttığı için maddi ve formel ilkeler arasındaki ayrım, kategorik ilkelerin cinsler olmadığı da göz önüne alınırsa, bambaşka bir alanda olmalıdır. İşte bu biricik ayrım, olanak ile edimsellik, dynamis (Súvaug) ile energeia (évépyca) arasındaki karşıtlığa dayanır.