Yapacak, duyacak, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla. Bir aşağı bir yukarı yürürdü insan, düşünceleri de onunla bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı yürüyüp dururdu. Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar onlar da hiçliğe katlanamaz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sabit fikirli, kafasını tek bir düşünceye takmış her türlü insan, yaşamım boyunca beni çekmiştir, çünkü bir insan kendini ne kadar sınırlarsa öte yandan sonsuza o kadar yakın olur...
Hayata konulan koskoca bir noktaydı ölüm, dönüşü yoktu. Bundan sonrasında önemli olan, geride kalanların, o noktanın ardından atılması gereken yeni adımları isabetle atabilmeleriydi.
*
Göstermelik, gürültülü patırtılı bir ağlama değildi onunki. Usul usul, içini çeke çeke yüreğini yakıp kavuran derin acıyla umarsızca ağlıyordu.
*
Bundan sonrasında kanadı kırık bir kuş gibi yaşamını sürdürürken, yüreğine akıtacaktı gözyaşlarını...