Duygu İçkedal

Duygu İçkedal
@dyqu
Şu sağanak dünyada sığınacak "edebiyat" vardı.
"Artık eylüldeyiz, öğleden sonraları gri ve hüzünlü."
Sayfa 123
Reklam
Ben uçmak isteyip de uçamayan bir kuş gibiydim.
"Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne de insanlar bu kadar inceliği."
"Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. Hayatın derinlerinden seslenir, yanına çağırır bizi. Ve biz, henüz insanların dilini bile anlamadığımız yaşlarda, ara sıra oyunlarımızı yarıda kesiyorlar, bunun nedeni, ölümün seslenişini duymuş olmamızdır... Ömrümüz boyunca ölüm bizi el eder, çağırır bizi. Her birimiz ansızın, sebepsiz düşüncelere dalmıyor muyuz, bu hayaller bizi öylesine sarıyor ki zamanı, mekanı fark etmez olmuyor muyuz? İnsan bilmez bile neyi düşündüğünü; ama sonra kendini ve dış dünyayı hatırlamak, düşünmek için toparlanmak zorundadır. Bu da bir sesidir ölümün.."
Beklemek ! Birkaç dakika daha beklemek ! Dakikalar ! Dakikalar ! Bir dakika, bir insanın ölmesi, bir kaderin çizilmesi, dünyanın alt üst olması için yeterli bir süre...
Reklam