Vüsat O. Bener'den okuduğum ilk kitap. Hem yazarı hem de eserlerini tanımam bakımından vesile oldu. Nurdan Gürbilek'in Örme Biçimleri adlı eserini okurken - hiç tanımadığım bir yazar olan - Gombrowicz bölümünde bu yazarın etkilerini Vüsat O. Bener'in Bay Muannit Sahtegi'nin Notları'nda görmek mümkün gibi bir dipnot vardı. Tabii ben de merakla hem de Bener'i hiç okumamış biri olarak bu durumu fırsata çevirip eseri okudum.
.
Öncelikle dikkatimi çeken ilk şey yazarın dili oldu. Bilmiyorum başka kitaplarında da böyle ayrıksı bir dil kullanıyor mu ama epey değişik kelime vardı eserde. O kelimelerden örnek vermeden önce eserde yaşamdan alınan parçaların zaman zaman bilinç akışı tekniği ile okura sunulduğunu da söyleyeyim. Bu tekniği Orhan Koçak, Virgül dergisinde "iç konferans tekniği" olarak adlandırmış.
.
Yukarıda değişik kelimeler ve yazım şekilleri demiştim. Biraz onlara örnek vereyim. "öldürgen, burnubüyüklük, dural olmak, ileneyim, taşıllaşır, susku öncesi, aygın gündüz, saymaklığım, ilezeliğime mask geçirme telaşı, köpeksi gülüşümler, iğvasına kapılmak, kızagülüyor gibi, büyümsenir tutku, sataşkanlıklar, göğsümdeliğini duyuruyor bana, buyrukkuluymuşumcasına, iyiltmeyen tuzsularına boğulacağını...
.
Muannit inatçı, Sahtegi de sahtelik yalan anlamına geliyor. Yani inatçı sahtelik mi, sahte inatçı mı nedir bilemedim ama isminin ilgi çekici olduğu aşikar. Ana karakter Bay Muannit Sahtegi, günlüklerinde çevresindeki insanları, olayları ve kendi iç dünyasını ironik bir bakış açısıyla ele alıyor. Toplumun çelişkilerini ve bireyin yalnızlığını keskin bir dille işlerken, mizahi bir üslup kullanıyor.
.
Kitap bizi, Bay SAHTEGİ'den FATOŞ'a sözü karşılıyor. Ve ardından E.E.Cummings'e ait dizeler: (bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan / ve açan; yalnız anlıyor içimde birşey /