guy ritchie'nin yönetmenlik tarzı: sinematografik bir analiz.. guy ritchie kamera arkasına geçtiği ilk andan itibaren bir matematikçi gibi yönetir: kaosun içinden düzen çıkarır, hızı yavaşlıkla kırar, repliği bıçak gibi saplar. tarzı “british tarantino” etiketiyle başlar ama o etiket yetmez; o kendi gangster matematiğini kurar. lock, stock'tan fountain of youth'a kadar her karede aynı imza: hazırlıklı olan hayatta kalır, geri kalan kurguda öğütülür. kurgu ve zaman manipülasyonu – fast & slow framework ritchie'nin en büyük silahı edit. “fast & slow” denen o sistem: hız rampaları, freeze frame, slow-motion, paralel kurgu, üst üste bindirme. aksiyon patlamadan önce zamanı durdurur, izleyiciye “düşün” der. sherlock holmes'ta dövüş başlamadan zihinsel simülasyonlar, snatch'te brick top'un domuz monoloğu sırasında kesmeler… her şey tempoyu kontrol eder. erken filmlerde hiper-kinetik, hızlı kesmelerle londra sokaklarını müzik videosu gibi ezer; sonra wrath of man'da parçalı zaman akışıyla intikamı soğutur. fountain of youth'ta (2025) bu imzayı biraz frenliyor: whip-pan'ler, focus shift'ler var ama o eski kaos matematiği arka planda kalıyor – apple'ın “hafif macera” baskısı yüzünden olsa gerek. sinematografi ve görsel dil kamera asla statik durmaz. el kamerası, yüksek shutter speed, hareketli kadraj… dövüşler müzik videosu gibi akar. sherlock'ta slow-mo yumruklar, rocknrolla'da arsa savaşları geniş açılarla londra'yı karakter yapar. renk paleti genellikle soğuk, gri-mavi londra tonları; ama aladdin'de renk patlaması, the gentlemen'da yeşil ev ve altın tonlarıyla lüksü zehir gibi gösterir. işık hep kontrastlı: gölgeler derin, yüzler sert aydınlatılır. ed wild'ın fountain of youth'taki geniş formatı bile ritchie'ye özgü: lüks mekanlar, hızlı scooter kovalamacaları, ama bazı
sinemada kullanılan özel kavramlar 1. kitsch abartılı, yapay, ucuz ama eğlenceli estetik. örnek: double team (van damme – dennis rodman ikilisi) 2. camp kitsch'e benzer ama daha bilinçli şekilde yapılmış abartı. genelde ironi barındırır. “kendini ciddiye almayan” yapay estetik. örnek: batman & robin (1997), lady gaga'nın birçok klibi. 3. noir (film noir) kara film. 1940'lar–50'lerin karanlık, suç, dedektif filmleri. gölgeli siyah-beyaz görüntüler, umutsuz karakterler. örnek: the maltese falcon (1941), chinatown (1974) (neo-noir). 4. pulp ucuz dergi hikâyelerinden türemiş, kanlı, şiddetli, aşırı aksiyonlu ama eğlenceli filmler. örnek: quentin tarantino'nun pulp fiction (1994) filmi. 5. grindhouse 70'lerin düşük bütçeli, şiddetli, erotik veya “ucuz görünen” sineması. seyirciyi şok etmek için yapılır. örnek: tarantino & robert rodriguez'in grindhouse (2007) projesi. 6. arthouse sanat sineması. daha deneysel, ticari kaygısı az, estetik ve fikir odaklı filmler.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
beğendiğim yönetmenler ve filmleri tony scott – sinemada adrenalin ve stil ustası 1. true romance (1993 / christian slater, patricia arquette) tarantino yazdı, tony scott delikanlılıkla yönetti. aşk, mafya, elvis hayalleri ve kanlı bavullar. stil sahibi, duygusal, sert. 2. man on fire (2004 / denzel washington) eski kiralık katil, küçük kıza bağlanır… sonra kıza zarar gelince şehir yanar. denzel sessizce çöker, sonra infilak eder. poetik şiddet. akılda kalır. 3. enemy of the state (1998 / will smith, gene hackman) masum adam devlete bulaşır. tüm sistem peşine düşer. casus teknolojiler + 90'lar paranoyası + stilize gerilim. 4. crimson tide (1995 / denzel, gene hackman) nükleer denizaltı, iki adam, bir emir krizi. askerî gerilim + karakter savaşı. diyaloglar şov. 5. the last boy scout (1991 / bruce willis, damon wayans) “hayat boktan ama yine de dayak atılır.” 90'lar buddy aksiyon-komedilerinin en sigara kokanı. sert, küfürlü, cool. 6. deja vu(2006 / denzel washington) zaman yolculuğu, suç önleme ve aşk. karmaşık ama scott stilinde yavaş çekim + gerilim = şık bir bilimkurgu.
Mccharthy ve Komünist avı
youtu.be/3YziNNCZeNs youtu.be/0UBjALUYd6o 1950'lerdeki komünist avı gerçekten de Amerikan siyaseti ve kültüründe karanlık bir dönemdi. Yazarlar ve sanatçılar o zamandan beri bununla başa çıkmak için mücadele ettiler. Roth'un 1998 tarihli romanı "Bir Komünistle Evlendim" buna bir örnektir. En son, biyografik film "Trumbo", pişmanlık duymadan isim vermeyi reddeden ve on yıldan fazla bir süre kara listede kalan ve bu süre zarfında takma adla iki Oscar kazanan senarist Dalton Trumbo'nun hayatını araştırdı. Elia Kazan 1952'de iki kez komite önüne çağrıldı. O zamanlar Broadway ve Hollywood'un yıldız yönetmeniydi. Navasky'nin bildirdiğine göre, "1946'dan itibaren Broadway'e gidecek herhangi bir oyunda fiili ilk reddetme haklarına sahipti." 1949'da Arthur Miller'ın "Death of a Salesman"ını sahnede yönetmişti ve 1951'de "A Streetcar Named Desire"ı yöneterek film kariyerini taçlandırmıştı. Eğlence sektöründeki birçok kişi, Kazan'ın komite tarafından çağrılmasının kara listeyi ortadan kaldırmaya yardımcı olacağını umuyordu. Sosyal meseleler, çalışmalarının çoğunda ön plandaydı. Dahası, o kadar güçlü ve önemli bir figürdü ki, kariyeri için endişe duymadan komitenin taleplerine direnebilirdi. Ancak öyle olmadı. Ocak ayındaki bu ilk görünümünde, 1934'ten 1936'ya kadar Komünist Parti üyesi olduğunu kabul etti ancak isim vermeyi reddetti. Nisan ayında geri döndü, bu sefer partinin çalışmalarını kontrol etme girişimlerini "polis devleti" olarak adlandırdığı köşeli bir kınamayla ve sekiz üye arkadaşının ismini verdi. Bunlar arasında oyun yazarı Clifford Odets ve aktörler Morris Carnovsky ve eşi Phoebe Brand vardı. (The Times ertesi gün sekiz ismi de yayınladı .) Kazan hiçbir zaman pişmanlık duymayan bir muhbir olarak kaldı. Tanıklık ettikten iki gün sonra, New York
Edebiyat
2022 Yılının En İyi Korku Filimleri -1
2022 korku sineması adına oldukça bereketli bir yıl olarak hatırlanacak. Hayatın yeniden normalleştiği (ya da bakış açısına göre normalleştirildiği) COVID sonrası(!) ilk dönem olarak da hatırlanabilecek 2022 yılında karşılaştığımız yoğun üretim, belki de uzun sayılabilecek mecburi bekleyiş sürecinden iplerini kopartırcasına çıkmak isteyen sektör bileşenlerinin etkisiyle gerçekleşti. Korku sineması da bu yoğun üretimden payına düşeni aldı elbette. İşin daha da ilginç tarafı yıl içerisinde izlediğimiz korku filmlerinin kalitesinde gözle görülür bir artış vardı. Bu nedenle ilk 15’e koymak istediğim filmleri seçmekte bir hayli zorlandım ve inanın yedek olarak listenin alt kısmına eklediğim filmlerden birçoğu rahatlıkla ana listede olabilirdi. Her yıl yaptığımız uyarıyı yine tekrarlayalım. Listedeki bazı filmlerin 2021 yapımı olmasına itiraz edenler olacaktır. Gereksiz bir açıklama olacak ama yine de söyleyelim; 2021 yapımı filmlerden bazıları, yılın son aylarında dağıtıma çıkar, kimisi gösterime girmeden önce festivalleri dolaştığından ülkemize daha geç gelir, kimisi de hiç uğramaz bile, dolayısıyla filmin bize ulaşması mecburen 2022 yılını bulur. Bir önceki yıl içerisinde değerlendiremediğimiz bu filmler, doğal olarak bu yıl içerisinde değerlendirilir. Buna ek olarak bu yıla özel bir istisna yapmak durumundayız. 2020 yapımı kimi filmler de pandemiydi, festival turunun uzamasıydı derken bize ulaşmaları ne yazık ki 2022’yi buldu ve bu filmleri de aynı şekilde bu yıl içinde değerlendirmek durumunda kaldık. You Won’t Be Alone (2022) Goran Stolevski’nin yazıp yönettiği You Won’t Be Alone, geçen yılın en büyük sürprizlerinden biriydi. Bize çok da uzak olmayan bir coğrafyada, 19. yüzyıl Makedonya’sında geçen film, bedenden bedene atlayan bir cadı aracılığıyla “insan nedir”