E/ motion…
“Hareket halinde olmak içinde hep bir vaat taşır.”
Sayfa 64 - Sel·Kitabı okuyor
Duygu kelimesinin İngilizcedeki karşılığı emotion, duyguların nasıl bir doğası olduğuna dair bize ipucu verebilir. Motion hareket, eylem demektir. E- ön eki ise bir yerin dışında, bir yere doğru anlamı taşımaktadır. Bu çerçeveden baktığımızda duyguların bizi kendi zihnimizden çıkarıp dışarıda bir şeyler yapmaya, kendimizi belli şekillerde ifşa etmeye, var etmeye sevk ettiğini söylemek mümkün olabilir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
'Duygu'sözü ingilizcede 'emotion' dur. 'Emotion 'ın latince kökeni 'motion' hareket,'e'harfinin ise 'ex' yani 'dışarı hareket'manasını taşıdığını görürüz.Yani 'emotion' bir insanın kendisinde olanları dışarı yansıtmasıdır.
Alıntı
Bu, hikâyemizin önemli olan kısmıdır:
Descartes, bütün tutkulara, duygu (emotion) diye adlandırdığı bir şeyin eşlik et-tiğine inanıyordu. Bu kelime yaklaşık yüz yıldır dolaşımdaydı. Hem Fransızca hem de İngilizce'de, vücuttaki bir "kargaşa" veya "çalkantı" gibi bir şey anlamına geliyordu. Fakat Descartes, kelimenin anlamını ufak ama önemli bir şekilde değiştirdi. Ona göre, çalkantılı kıpırdanma, duyu organlarına çarpan atomlardan kaynaklanıyordu ve bu da vücudun içinde daha fazla atomu kalbe, kana ve çeşitli vücut sıvılarına taşıyordu. Duyularımız bir şeylere hayranlık duyar ve bu hayranlık kalbin "e-motion"ına, yani dışarı doğru hareketine sebep olur. Atomlar buradan sağa sola doğru hızla hareket etmeye başlar ve vücudumuzun çeşitli biçimlerde tepki vermesini sağlayarak bir şeyler hissetmemize yol açar: yüz kızarması, gülme, titreme, vesaire. Descartes, "Bu duygu kesilinceye kadar, (tutkular) düşüncelerimizdeki varlığını korur," diyordu.
Sayfa 174·Kitabı okudu
İngilizcede duygu anlamına gelen "e-motion" kelimesi, Latincede hareket etmek anlamına gelen movere(İngilizcede to move) kelimesinden türemiştir. Duyguların dışa dönük bir hareket, en önemli içsel durumlarımızı ve ihtiyaçlarımızı iletmenin bir yolu olduğunu anlamak önemlidir.
Sayfa 273·Kitabı okudu
Alıntı
Parmenides
There are very many tokens that what is is uncreated and indestructible; for it is complete, immovable, and without end. Nor was it ever, nor will it be; for it is now, all at once, a continuous one.... I shall not let you say or think that it came from what is not; for it can neither be thought nor uttered that anything is not" (i.e., reality can neither be created from nor destroyed into nothingness, since nothingness is nonexistent; and if reality is both uncreated and indestructible, that is the same as saying it is eternal). (2) "Nor is it divisible..., for what is is in contact with what is. (i.e., reality is a plenum, absolutely full space; if it were divisible, it would contain interstices of nothingness, which is inconceivable). (3) “Moreover, it is immovable…. It is the same, and it rests in the selfsame place, abiding in itself” (i.e., motion and its correlative, change, are both ruled out; if a thing changes, something that is passes into nonexistence, and something that is not comes into being from nonexistence, both of which are impossible). And (4) “since…it has a furthest limit, it is complete on every side, like the mass of a rounded sphere, equally poised from the center in every direction…for the point from which it is equal in every direction tends equally to the limits.
Ontoloji