Tasavvuf erbabı, kalbî hayatın inkişafı için iki husûsa dikkat çekerek:
"Yerken ağzınıza girene, konuşurken ağzınızdan çıkana dikkat edin, bu hususta titiz davranın!" buyururlar. Abdülkâdir Geylânî -kuddise sirruh- da, lokmanın kalb tasfiyesindeki ehemmiyetine şöyle dikkat çeker:
"Bak evlâdım! Haram yemek kalbi öldürür. Lokma vardır, kalbini nûrlandırır; lokma vardır, onu karanlığa boğar. Yine lokma vardır, seni dünyâ ile meşgul eder; lokma vardır, ukbâ ile meşgul eder. Lokma vardır, seni her iki dünyânın da zâhidi yapar, gönlünü dünyâ ve âhiretin Hâlık'ına yöneltir. Haram yemek, seni dünyâ ile meşgul eder ve mâsiyetleri sana sevimli gösterir. Mübah yemek, seni âhiretle meşgul eder ve tâatleri sana sevdirir. Helâl yemek ise kalbini Mevlâ'ya yaklaştırır. Yiyeceklerin keyfiyeti ve tesiri ancak mârifetullâh ile bilinebilir. Mârifetullâh ise kalbde olur, kitap ve defterde değil. Mârifet-i ilâhiyye, Hâlık'tan kalbe ihsân edilir; mahlûktan değil. Bu ise tevhid-i ilâhîyi tasdîk ve ilâhî ahkâmla amel ettikten sonra tahakkuk eder."