Ay’ı, Ay’ın ne olduğundan bihaber, topal bir fıçıcıya yaptırıyorlar. Adam Ay’a tung yağı sürüyor, o da yetmezmiş gibi katranlı halatla bağlıyor onu. İşte bu yüzden, Dünya’nın her tarafında dayanılmaz bir koku var ve burnunuzu tıkamak zorunda kalıyorsunuz. Ay’ın kendisi, insanların hiçbir şekilde yaşayamayacağı kadar hassas bir gök cismi olduğundan, orada ancak burunlar yaşar. Burunlarımız ayda yaşadığı için de kendi burunlarımızı göremeyiz.
“Ah yarabbi, ne olur insan hiç bu sıkıntıları duymadan yalnız aşkı duyabilse! Bu ne belalı şey! Ateş gibi yakıyor içimi. Rahat yok, kurtuluş yok bundan. Birdenbire içime dolan bu kaygılar, tasalar nedir? Aşk bir hayat okulu, ama ne zor bir okul!”