Kitabın ardından her birimizin bir amok koşucusu olduğunu anladım. Sabahları işe giderken kimseyi umursamadan metroya doğru koşan adam, ofis merdivenlerini inerken günaydın bile demeden hızla yanından geçen Ali beyin sekreteri ya da para biriktirip bir ev alma hırsıyla kendine bir çorap bile almayan Mustafa... Her birimizin buna benzer aceleleri var, sağımıza solumuza bakmadan hedefe gittiğimiz acelelerimiz var.
Yazar ve kitap hakkında bir şey söylemeye gerek yok. Stefan Zweig yani bu, karalasa okunur.