İnsan İstanbul’da bir yandan bütün evreni avuçladığını, diğer yandan burada yittiğini sanır, kente bakışıyla birlikte kendine bakışı da her gün değişirdi…
İlk insanın ateşe ateş adını vermediği zamanki gerçeği arıyoruz. Şiirden başka ne var elimizde?Şairler yalnızca gerçeğin değil hayalin de ötesine geçer ve ateşten önceki zamana yaklaşırlar…
Dayanılmaz acılardan sonra kendimize geldiğimizde, aylar yıllar geçtiğini sanırdık.Kısa bir an mıydı bu, kısacık bir an mı? Buna şaşırır, anın en uzun zaman olmasından dehşete düşerdik. Zaman uzamak yerine derinleşirdi acıda…