"Eski el yazmalarına yapılmış bu ince ayrıntılı minyatürler; bize geçmişte yaşanıp gitmiş hayatların geçiciliğini, zaten her şeyin çoktan unutulmuş olduğunu, birkaç ayrıntı hatırlayıp hayatın ve tarihin anlamını kavramış olduğumuzu sanmanın ne boş bir gurur olduğunu hemen öğretirdi."
Kuvvetli, kararlı bir babamız (veya yol gösteren kimse) olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye?
Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi yoksa suçlu ve günahkâr olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır yoksa kafamızın karıştığı, dünyamızın dağıldığı, ruhumuzun daraldığı vakit mi isteriz babayı?
"Ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum" diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir. Yakınlarda bir babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır.