Yazarı bende herkes gibi 'gece yarısı kütüphanesi' isimli kitabı ile tanıdım. Daha sonra insanlar ve zamanı durdurmanın yolları isimli iki harika kitabını daha okuduğum için bu kitabını da çıkar çıkmaz aldım ama.... Ama sı var işte...
Tam 21 gündür elimde sürünen bu kitabın sonunda bitirdim. Yazar bu romanı yazmak yerine Ibiza gezisini anlattığı bir seyahatname yazsa daha iyi olurmuş. detay okumaktan gına gelen bir roman oldu benim için. İçeriğe gelince; bilimkurgu desem değil, kişisel gelişim desem değil, gezi kitabı desem değil. Koskoca 350 sayfada anlatılmak istenen tek mesaj anı yaşayın, yaşamak çok güzel... İnanın abartmıyorum.
Kısacası hikaye açısından oldukça boşlukları olan, verdiği mesaj açısından oldukça klişe, edebi pencereden baktığımda gereksiz fazla detaycı ve zorlama bulduğum bir kitap. Yazarın bir sonraki eserini koşa koşa gidip alacağımı sanmıyorum artık, önce bir kaç kişinin okuyup puanlamasını beklerim.
'Seni sevdiğini söylüyorsa eğer,
buna inanmadan önce şunu düşünmelisin ki
sözünde durmak elinde değildir
onun durumundaki bir insanın'
Kitabın 20.sayfasında ki bu paragraf beni etkilediği gibi sizi de etkileyebileceğini düşünüyorum.