Esra

Temmuz 31-Artık çok yaklaştım. Bunu hissediyorum. Bu hızla gidersem kendimi öldüreceğimi söylüyorlar, ama şu ana kadar mevcut olduğunu bile bilmediğim bir berraklık ve güzelliğin doruk noktasında yaşadığımı anlamıyorlar. Benliğimin tüm parçaları bu çalışmaya odaklanmış durumda. Onu gündüzleri tenimin üzerindeki gözeneklerin içine sünger gibi çekiyorum. Geceleri ise – uykuya dalmadan önceki anlarda – fikirler beynimin içinde havai fişekler gibi infilak ediyor. Bir problemin çözüldüğü anda yaşanan patlama kadar insana mutluluk veren başka hiçbir şey yok. Bu kaynayan enerjiyi ve yaptığım her şeyi dolduran keyfi alıp götürecek hiçbir gücün olmaması ne kadar inanılmaz bir şey... Sanki son birkaç ay içinde özümsediğim tüm bilgiler bir araya gelmiş ve beni bir ışığın ve kavrayışın zirvesine oturtmuş gibi hissediyorum. Güzelliğin, sevginin ve gerçeğin bir yumak halinde bütünleşmiş bir hali bu. Bu mutluluğun ta kendisi... Ve bulmuşken, nasıl terkederim onu? Yaptığım şeye aşığım, çünkü bu problemin yanıtı tam burada, beynimin içinde ve yakında – çok yakında – bir patlamayla bilinçlilik durumuna geçecek. Sadece bu problemi çözeyim lütfen. Tanrı’ya, beynimin içindekinin aradığım yanıt olması için dua ediyorum, ama eğer öyle değilse, o zaman da herhangi başka bir yanıtı da kabul edeceğim ve sahip olduklarım için minnettar olmaya çalışacağım... Ağustos 11 – Son iki gündür hep çıkmaz sokaklardayım. Hiçbir şey olmuyor. Bir yerde yanlış bir dönemece girmiş olmalıyım, çünkü pek çok sorunun yanıtını bulmama rağmen, benim için en büyük önemi arz eden sorunun yanıtını bulamıyorum: Algernon’un regresyonu, deneyin temel hipotezini nasıl etkiliyor? Neyse ki, beynin işleyişi hakkında epeyce bilgim var, dolayısıyla bir tıkanıklığın beni fazla endişelendirmesine izin vermiyorum. Paniklemek ve
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşü, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar ve ben-merkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan bir beynin sadece şiddete ve acıya neden olacağını eklemek istiyorum.
Ebu Umeyr ise Resûlullah'ın (sas), kuşu öldüğü için evine taziyeye gidip neşelenmesini sağladığı çocuk sahâbîdir.
"Benim sevgili masam," dedi, "seninle ne kadar mutlu saatlerimiz geçti. Aslına bakarsan, bana iyi bir arkadaş oldun. Beni hiç yarı yolda bırakmadın, ret yazısı vermedin, aşırı çalıştım diye asla şikayetçi olmadın."