Her şey gerçek müminlerin varlığı ile olur. Bir çekirdekten bir ağacı yaratan Allah, çekirdek hükmündeki ibadet ve itaatlerimizden, İslâm’ın baharını getirebilir.
Kur’an-ı Kerim’de zikir kelimesi birçok ayette geçmektedir. "Allah" demek zikir olduğu gibi her türlü İslâmî ibadetler, ilimler de zikirdir. Namaz kılan Müslümanın oturması, yemesi, içmesi, İslâmî meseleleri konuşması ve İslâm'a uygun her türlü işte çalışması ibadettir, zikirdir.
İşine giden zâkir, yolda dilini oynatmadan zikrine devam eder. İşini en iyi şekilde bilmek ve yapmak zikirdir. Mesaiye dikkat etmek zikirdir. Arkadaşlarıyla iyi geçinmek zikirdir. Çünkü namaz kılan bir mümin bilir ki Müslümanların kuvvetlenmesi, İslâm düşmanlarının zayıflaması Allah’ın emri, peygamberin sünnetidir.
Allah, her şeyin hayırlısını versin. Fakirlik de zenginlik de çetin bir imtihandır. Tanıdığım birçok dindar vefat etti gitti, bıraktıkları servet çocuklarını baştan çıkardı. Bunun için “Müslümanlar para kazanın, zengin olmayın!” diye haykırmışımdır. Zekâtta verilen miktarlar asgaridir. Yani taban belirlenmiş, tavan belirlenmemiş; isteyen servetinin ekserisini zekât olarak verebilir.
Ölüm hâl değiştirmektir: Rezzak-ı Kerîm, toprak denilen bir şeyden her şeyi yaratmaktadır. Toprak hâl değiştirir, ot olur. Otu inek koparır yer, ölen otlar hâl değiştirir, ineğin vücudunda et, kan, süt, kemik olur. İnek, yediği şeylerin fazlasını gübre olarak dışarı atar. Gübreler toprağa karışır, toprakla beraber dirilir ve tekrar bitki olur. Bütün bunlar, ölümün “hâl değiştirmek” olduğunu gösterir ve ispat eder. Toprakların, ölü otların, gübrelerin dirildiği şu âlemde insan yokluğa gitmeyecek, hâl değiştirecek, kabir kapısından geçip ahiret sarayına çıkacaktır.
Biz daha evvel ölüp ölüp dirildik. Ruhlar âleminde öldük, annemizin vücudunda dirildik. Annemizin vücudunda öldük, dünyada dirildik. Dünyada öleceğiz, kabir kapısından geçip ahiret sarayında dirileceğiz.