📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aşığın çıkardığı âhın adı zefredir. Bu âhı çıkaramayan aşık, sıcak hava kalbin üst kısmındaki soğuk kısma girerek rutubete dönüştüğü için aşkını ağlayarak açığa vurur. Bu kadar da değil; İbnü'l Arabi, kalpten ciğerlere sirayet etmesi halinde âh sadasıyla birlikte çıkan nefesten yanık kokusunun yayılacağını söylemektedir...
Eğer ateş kalbi ve ciğeri yakıp pişirirse, hâl sahibi ölebilir. Nitekim evliya menkıbelerinde sema meclislerinde ruhlarını böyle teslim edenlerin isimleri zikredilmiştir. İbnü'l Arabi yorumcusu Ahmet Avni Konuk "Bunlar aşk-ı İlahi'nin şehidleridir." diyor.
Ateşte gül bahçesi görmek, kökü İbrahim kıssasına kadar uzanan geleneksel bir tasavvurdur. İbrahim peygamber Babil puthanesindeki bütün putları kırınca Nemrut tarafından yakılmak istenir. Bunun üzerine Allah, "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol." (Enbiya, 69) buyurur. Ateş, berd ayeti diye bilinen bu emri alınca İbrahim'i yakmaz. Kıssa Kur’an-ı Kerim’de bu kadar anlatılmaktadır...
Bir rivayete göre dağ gibi odun yığılarak yakılan ateşe Nemrut tarafından mancınıkla fırlatılan İbrahim, havada kendisini yakalayan ve bir arzusunun olup olmadığını soran Cebrail'e bir şeyi ancak Allah'tan dileyebileceğini ifade ettikten sonra "Allah ne dilerse onu yapsın!" dediği için 'Halîlullah' diye adlandırılmış, ateşin içine düşer düşmez kendisini bülbüllerin şakıdığı, suların çağıldadığı bir gül bahçesinde bulmuştur.
Ey yolcu!
Hayret vadisinde bazen şuna şahit olabilirsin: Bir kimse ki ihsan ve lütuf yolunun nezaketi ile Allah’a yönelmez, bakarsın o kişi mihnet ve imtihan zincirleri ile O’na doğru çekilir.