e.z.a

e.z.a
@e_z_a
Kendimce bir kitap günlüğü tutmak ve daha kalıcı okuma yapmak için buradayım. Katıldığım tarih itibariyle okuduğum kitapları arşivliyorum.
Her şey gerçek müminlerin varlığı ile olur. Bir çekirdekten bir ağacı yaratan Allah, çekirdek hükmündeki ibadet ve itaatlerimizden, İslâm’ın baharını getirebilir.
Reklam
Aynamız Dünyamız
Puan vermedi·240 syf.·
2021 29. kitabı
“Tâne her ne şeye gebe ise ondan başka şey doğmuyordu.” Sorunlar hayatın daimi parçası. Eli ve koluyla sarıldığı hayat ipinde biri çözülse hemen peşinden hali hazırda orada yer alan fakat sırası gelmediği için görünmeyen bir başka düğümle karşılaşır durur insanoğlu. Sorunu iri de olsa, minik de olsa vardır; kısa da sürse, ömrüne de yayılsa vardır. Şu da vakidir ki ip üzerindeki düğümler misali sorunlar bir olabileceği gibi bin de olabilir; çözüleni olabileceği gibi gemici düğümü misali çözülmesi devasa çaba gerektireni de mevcuttur, kör düğüm gibi asla ve kat’â çözülemeyecek olanı da vardır. İnsanoğlunun amacı tüm sorunları çözmek olursa hayat ipini tutuyor görünse dahi bir vakit sonra ellerinden kan boşalacak ve belki de ip elinden kayıp gidecektir. Hâlbuki kimi düğümlerle yaşayabilirse bu, onun, ipi tutmasını kolaylaştıracak ve hayatını yaşanabilir kılacaktır. Zira her düğüm çözülmek için atılmamıştır ipe, bilakis kimi düğümler mukavemet için oradadır. Sâmiha Ayverdi Hanımefendi sorunların bin olduğu bir çağda dünyaya teşrif ediyor. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşı, Dünya Savaşları’nın vuku bulduğu, dünyanın üçte birine hâkim olan koca imparatorluğun adım adım çöküşünün yaşandığı ve hilafetin ilgâ edilip cumhuriyetin kurulduğu devir bu. Madden yaşanan tükenmişliğin iliklere kadar hissedildiği işbu devirde zamanla mâneviyat da nasibini alacak; işin maddi kısmı öyle veya böyle zamanla düzelirken çekilen ruhî buhran şu zamana kadar sürecek. Çok insan bu sorunları çözmek adına fikir çilesi çekmiş, bedenini çürütmüş, mürekkep bitirmiş. Bazısı tüm bunlara rağmen saman alevi gibi yanıp sönmüş, bazısıysa ilelebet yurdun üstünde inleyecek olan nefesten pay almışçasına kalıcı olmuş. Sâmiha Hanımefendi işin daha çok mânevi kısmında o zamandan bu zamana kuvvetli sesini,
1000Kitap
Mesihpaşa İmamıSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2005440 okunma
Meselelerin hakikatine ulaşma çabası gösteren kişi; artık başının çaresine paçasını kurtarmak üzere değil, zâtını, özünü, kendi özünün bağlı olduğu öz bütününü korumak üzere bakan kişidir. Bilgiyi dönen çarkın uygun yerine yerleşmek için öğrenen kişi, öğreniminde hangi yüksek seviyeyi tutturmuş olursa olsun, hangi makamı işgal ederse etsin; sıradan, avami bir kişidir ve diğerleri ile birlikte sürüklenmektedir.
"Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yı dürr-i ıstıfâ" Beytin ilk dizesine dönelim; buradaki dürr kelimesi bize hemen Efendimizin bir inci oluşunu hatırlatıyor. Hem de dünyanın yegane incisi oluşunu. Bilindiği gibi, dünya bir su varlığı, suyun çok olduğu bir varlık. Ve o zamanlar dünya sanki düz bir tepsi gibi kabul ediliyor. Gök kubbe de üzerine bir kapak gibi kapatılmış vaziyette. Tepsi ve üzerinde bir kubbe... Bu bize istiridyeyi hatırlatıyor, yani inciyi. Dünya dünya olalı, felek felek olalı, evren evren olalı içindeki yegane incidir Efendiler Efendisi. Kainatın incisi. Bu yüzden eski kitaplarda dürr, dürr-i yetim, dürr-i ganyan, dürr-i yekdane gibi mecazlar hep Peygamber Efendimiz için söylenmiştir.
Demek ki topraktan dolayı, toprağın içinde olmaktan dolayı, toprağa başını koymuş olmaktan dolayı bir temizlik, bir temizleyicilik özelliği var suda. Tıpkı topraktan olan bütün insanların en berrak ve rafine olanı Hz. Muhammed olduğu gibi. Su da toprak içinde ama topraktan ayrı, ayrıcalıklı. Bunun başlıca nedeni başını yine toprağa koyması. Yani tevazu. Kendini bilmek, yolunu düzenlemek, belki Ahmed-i Muhtar'a iktida kılmak.
Reklam