e.z.a

e.z.a
@e_z_a
Kendimce bir kitap günlüğü tutmak ve daha kalıcı okuma yapmak için buradayım. Katıldığım tarih itibariyle okuduğum kitapları arşivliyorum.
Birçok çocuğun ebeveynine tepkisinin, karşı gelmelerinin, tutturmalarının, söz dinlememelerinin temelinde bağlanmışlığına ebeveyninden karşılık bulamaması yatar. Önce annesine, sonra ailesine bağlanmasını sorunsuzca gerçekleştiren çocuklarda bir süre sonra bağlan­maması gereken yerlere ve kişilere bağlanma ihtiyacı hiç oluşmaz. Hâlbuki annesine bağlanmayla başlayan süreci ailesine bağlanma ile devam ettirememiş, aidiyet duygusu oluşturamamış kişilerin bir süre sonra olumsuz arkadaşlara, sigaraya, alkole ve uyuşturucuya bağla­nabildiklerini görüyoruz.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bağlanmanın önemini bilmeyen pek çok anne bebeğinin kendisine bağlanma çabasından ürker, çekinir. Çocuğunun kendisine bağlandıkça kopamayacağını zanneder. Hâlbuki yeni doğan bebek annesine ne kadar engelsizce erişirse kendini o kadar emniyette hisseder, ne kadar emniyette hissederse de annesinden o kadar kolay ayrılır. Çocuklar doğumdan itibaren iki yaşın sonuna kadar anne ile bağlanma dönemindedirler. Çocuk ilk iki yıl annesine ne kadar kolay erişir ve kendisini ne kadar onun yakınında hissederse ikinci yılın sonunda o kadar sağlıklı bir "ayrılma" dönemine girer. Birçok anne çocuğuna yakın durdukça onun kendisine bağımlı olacağını zanneder. Hâlbuki bağımlılık bir doyamama hâlidir. Çocuk annesinden ruhsal doyum elde edemediği kadar ona bağımlı olur.
Bütün enerji ve dikkat idari mevkilerin fethine değil, bu mevkilerde bulunmayı anlamlı kılacak muhtevayı üretmeye yönelmelidir. Çocuğunuzun önüne sizin gönlünüzü bulandırmayan ama onun da kapılabileceği bir çizgi roman koyamıyorsanız mesela, ya da sizi tedirgin eden bir romancılar kadrosunu sevdiğini kaygıyla izliyorsanız söz gelimi, bütün koltukları işgal etseniz ne olur?
Başka bir varlığa doğru atılım yapan bir kimsenin, bu atılımı yoklukla nihayetlendirmeyi göze alması, asıl şaşırtıcı olan. Yani âşık, mâşukuyla buluşarak iki olmayı dilerken, meğer aşk onu ortadan kaldırmayı tasarlamaktaymış. Aşk ikiliğe izin vermiyormuş. ... Hak âşıkları var bir de. Her birinin hikayesinden dumanlar yükseliyor, kıvılcımlar sıçrıyor etrafa. Hikayeleri, aşkın nelere kadir olduğuna dair biz fâniler için sonu gelmeyen bir mesnevi gibi. Yanmanın, yok olma sınırını yoklamanın, kendi menkıbesini yazmanın sayfaları geçiyor önümüzden. ... Bu hikayelerin bizi borçlandıracağını biliyor gibi; görmezden gelmenin, suskunlukla geçiştirmenin, olgunlukla karşılamanın, çok çok hürmet duymanın yeteceğini sanıyoruz. “Aşk canavarı”nın alevinin aramızdan seçip götürdüğü kurbanı ağırbaşlılıkla uğurlayıp bu ateşin bize değmemiş olmasına neredeyse içten içe seviniyoruz. Seçilmemiş olduğumuza, aşk seçkinlerinden olmadığımıza seviniyoruz. Ama belki de üzülmeliyiz.

e.z.a

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.·
4 günde okudu
·
2021 69. kitabı
Ahmet Murat
8.3/10 · 1.209 okunma