Ezgi

"Ölüm, yalnız inançlı kimseler için korkutucudur yavrum; cennetle cehennrm arasındadır onlar, hangisine gideceklerini bilemezler ve bu onları kederli kılar. Bana gelince, hiçbir umut beslemediğimden, ölümden sonra, hayatımda öncekine göre daha fazla bir mutsuzluk ummuyorum; doğanın koynunda rahatça uyuyacağımı sanıyorum; kederim de pişmanlığım da olmayacak, acım da kaygım da olmayacak. Yasemin beşiğimin altına gömecekler beni, orda uyuyacağım Florville ve çürüyen bedenimden dağılan zerreler bütün çiçekleri besleyecek; bak..." diye sürdürdü konuşmasını, bir demet çiçeği yanaklarina sürerek, "gelecek yıl bunlarla eski dostunun ruhunu da koklayacaksın; ruhum bu kokuyla birlikte beyninin kıvrımlarına, liflerine dolanarak sana güzel şeyler düşündürecek, beni düşündürecek." ...o sırada elini sallayarak bir buyruk verdi; bitişik odadan bir müzik duyulmaya başladı; güzel bir konser. "İşte," dedi Epikurosçu kadın, "ölümü böyle istiyorum Florville'ciğim, ölürken yanımda papazlar, acılar, umutsuzluklar yerine böyle bir ezgi istiyorum... Senin o papazların, o sahte yobazların bilsinler ki onlarsız daha rahat ölünebilir; bilsinler ki rahat bir ölüm için din değil, cesaret ve mantık gereklidir." ... yaseminler arasına gömüldü, siyah mermer bir taş dikildi başucuna, bu taşta tek sözcük yazılıydı: YAŞADI.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Toplu olarak insanları sevdikçe kişilere karşı sevgim o oranda azalıyor. Hayalimde, olanca tutkumla insanliğa hizmet etmeyi kurduğum çok olmuştur, gerekirse bu uğurda kendimi feda edebilirdim. Gelgelelim, kimseyle aynı odada iki gün bile geçiremem; bunu deneyimlerimden biliyorum. Bana yaklaşan kimse kişiliğimi eziyor, özgürlügümü sınırlıyormuş gibi geliyor bana. Yirmi dört saat içinde en iyi insanlardan nefret edebilirim. Birinden, sofrada yemeği ağır yediği için, öbüründen, nezlesi var, durmadan burnunu temizliyor diye...İnsanlarla ilişkiye girer girmez onlara düşman kesiliyorum. Ama kişilere nefretim arttıkça genel olarak insanlara sevgim o oranda artıyordu.
Aklın aşağılık saydığında kalp çoğu zaman güzellik buluyor. Sodom'da mı bu güzellik? İnan ki, insanların çoğu için bundadır; bu sırrı biliyor muydun? Feci olan yanı, güzelliğin yalnız korkunç değil, aynı zamanda esrarlı oluşu..Bu, şeytanın Tanrıyla boy ölçüşmesi; dövüş alanı olarak insan kalbini seçmiş.
Bence hiçbir şeyi yıkmamalı, sadece insanların kafasındaki Tanrı hayalini yok etmeli; işe bundan başlamalı. Ah, anlayışı kıt körler! İnsanlık, tüm olarak Tanrısızlığı kabul ederse ( bu devrin aynen jeolojik devirler gibi geleceğine inancım var ) ; kendiliğinden, yamyamlığa başvurmadan çözülür bu dava. Eski görüşler, özellikle bütün eski ahlak kuralları yıkılacak, her şey yenilenecek, insanlar hayattan, sadece bu dünyada alabilecekleri mutluluklar ve zevkleri tatmak için birleşecekler. İnsan ruhu tanrısal devliğe ulaşmış bir gururla yücelecek, tanrısal bir insan doğacak. İradesiyle, bilimlerle doğayı her an alabildiğine alt eden insan bundan durmadan öyle yüce bir zevk alacak ki, bu ona gökten beklediğini unutturacak. Hepsi, sonradan dirilmesi olmayan ölümlüler olduklarını öğrenerek ölümü ağırbaşlı, tanrısal bir soğukkanlılıkla kabullenecekler. Hayatın kısacık bir andan ibaret olduğunu anlayarak, gururun doğurduğu sitemleri unutacak, hemcinslerini çıkar gözetmeden sevecekler. Aşk, ancak ömrün kısa bir zamanını doyuracak; bu kısalık fark edilecek, eskiden olduğu gibi "ölüm ötesinde sonsuz sevgiye" bel bağlamadan, olanca güçle sevmek bilinecek...
Aslında benim hiçbir şeyi idare ettiğim yoktu, kendimi bile... Tıpkı bir kasırganın merkezindeki sakin bölge gibi durgun ve bomboştum, çevremdeki karmaşanin içinde yuvarlanıp gidiyordum.