Gašru: Mezopotamya ve Ugarit’in Güç Tanrısı Gašru, eski Yakın Doğu panteonlarının gölgede kalmış ama ilginç bir figürüdür. Ugarit'te Gataru adıyla anılırdı; "güçlü, kuvvetli" anlamına gelen bu sözcük, hem bir tanrı adı hem de genel bir sıfat olarak kullanılırdı. Bu yönüyle Gašru, ruhsal güç, belki yeraltının karanlığıyla, belki ölüm sonrası alemle; kimi kaynaklara göre savaş ya da bitki dünyasıyla ilişkilendirilmiş olabilir. Zamanla, Mezopotamya'daki bazı tanrılar — Lugalirra ya da Erra gibi - Gašru'ya benzer niteliklerle algılanmış; bu da Gašru'nun doğrudan bir tanrı olarak değil ama karakter olarak anlam kazandığını gösteriyor. Neo-Babylon döneminde, Opis şehrinde Gašru adına tapınaklar olduğuna dair yazılı izler bulunur; bu da onun kültünün bir dönem varlığını sürdürdüğünü düşündürür. Öte yandan, Gašru'nun adı yalnızca bağımsız bir tanrı olarak değil, pek çok tanrının epiteti (sıfatı) olarak da geçer. Örneğin, yağmur ve fırtına tanrısı Adad, çoban tanrısı Dumuzi ya da aşk ve savaş tanrıçası İştar — kimi metinlerde "gašru / güçlü" sıfatıyla nitelenir. Bu, "Gašru" nun sabit bir kimlik değil, bir nitelik, bir güç sembolü olarak görüldüğünü işaret eder. Antik dünyanın tozlu arşivlerinde dolaşırken, bazı tanrı ve tanrıçaların görkemli tapınakları ve destanlarıyla karşılaşırız. Ancak bu büyük isimlerin gölgesinde, daha az bilinen ama işlevleri itibarıyla merkezi öneme sahip figürler de bulunur. İşte Gašru, tam da böyle bir figürdür: Adı bizzat "Güç" anlamına gelen, Ugarit'in sisli kıyılarından kadim Mezopotamya'nın bereketli ovalarına kadar uzanan kültürel bir köprü. Gašru (veya Ugaritçe’deki eşdeğeri Gataru), sadece bir tanrının adı değil, aynı zamanda mutlak ilahi kudretin ve yıkıcı gücün somutlaşmış haliydi. Gašru'nun hikayesi, kültürel alışverişin ve inanç
#yks #yks2026 #hukuk #edebiyat 2025 yks de ea da 14 bininci oldum, hukuk fakültesine yerleştim, aynı yıl babam evden kovdu, annemle en son ne zaman konuştuğumu hatırlamıyorum, akciğer sönme hikayem var 10 dk masaya eğilerek bir şey okusam boğulacakmışım gibi oluyorum, sınav yılında sınıf ortamında girdiğim tek sınav yks nin kendisiydi, dershane kurs herhangi bir destek almadım, burada ne dramın içinden aman ne başardım be gibi bir yerden değil pek de mükemmel olmayan dökülmüş hayatları olup emek edip istediğini alabileceğine inanan insanlar var, alan demiyorum neticede bi talihsizlikle yolunda gitmeyebilirdi de, bir yerlerde sizden kötü durumda olan insanlar hep var, doğmayı, doğduğunuz aileyi, coğrafyayı, koşulları herhangi bir şey seçmediniz bir şekilde hayatın size başlangıçta uygun gördükleriyle hayatı yoluna sokma challenge, benim hikayemde olmaması için tüm koşullar elverişliydi. Ola ki sürecinin mükemmel gitmediğini düşünüyorsan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
çantamda ne var: - mavi beyaz mozaikler - hanna dolapönü biyografisi - iyon sütunu - rabia el adeviyye - ahşap vird tesbihi - ea-nāṣir'den yaptığım alışverişin fişi - aulos - alma tadema'nın la siesta tablosu - voynich el yazması
Duygu ve Düşünce
“TURGUL !” DIÝDILER
(Düýş) Bir gije ýatyrdym tünüň ýarynda, Bir tört atly gelip: “Turgul !” diýdiler. “Habar biýrmiz saňa pursat jaýynda, Şol ýerde ärler bar, görgül” diýdiler. Nazarym ýetişgeç şol tört merdana, Köňlüm joşa geldi, başym gerdana, Şol wagtda bar idi iki diwana: “Durma, oglan, anda bargyl !” diýdiler. Şol iki diwana tutdy golumdan, Alyban gitdiler durgan ýerimden. Bir yşarat boldy anyň birinden: “Seýranda baryban durgul !” diýdiler. Olturypdyk, geldi iki pirzada, Gözünden ýaş akar, dili dogada, “Hüw, hak !” diýip çykdy alty pyýada, “Adam indi geler, görgül !” diýdiler. Bir tört atly geldi, bary sebzebaz, Asalary ýaşyl, aty teblebaz. “Mejlis halkasyny gurmaň beýle az, Adam köpdür, ulug gurgul !”diýdiler. Daşdan çykdy, altmyş atly gördüler, “Muhammet !” diýip, tamam garşy ýördüler, Saglyk-salamatlyk bir-bir sordular,
EA
İyiyim ben Hep aynı şeyler işte... Yalan dolan, gülümsemeler... Ne yapsam, ne söylesem O geç kalmışlık hissi
Müzik
Arius, nitekim Tanrı'nın Oğlu hakkında halk arasında şu iddiaları savuruyordu: "O'nun var olmadığı bir zaman vardı; var olmayan şeylerden var edildi, Baba'nın tözünden [cevherinden] doğmadı; ezelden beri değil, zaman içinde var oldu; asla gerçek Tanrı'dan gelen gerçek Tanrı değildir; aksine hiçlikten yaratılmıştır, Baba'dan küçüktür, irade ve tabiat bakımından değişebilir niteliktedir." O, bu ve benzeri heretik hezeyanlarda bulunurken, daha önce İskenderiyeli Petrus (ki kutsallığı ve şehadetiyle meşhurdur) ve büyük başkeşiş Antonius'un kehanet ettiği üzere, tüm kiliseyi gerçekten büyük felaketlere sürükledi. Bunlardan ilki [Petrus], gece vakti sunak önünde yakararak dua ederken, Rab Mesih'i yırtık bir giysi içinde görmüş ve O’nun kederle şöyle dediğini işitmişti: "Arius, benim giysim olan kiliseyi paramparça etti." Diğeri [Antonius] ise feryat ve gözyaşlarına boğularak, Tanrı'nın sunağının birçoklarının hücumu ve peş peşe tekmeleriyle yerle bir edildiğini gördüğünü aktarmıştı ki bu, Ariusçu barbarlığın bir alametiydi. Kaynak: Sacrorum Conciliorum Nova, et amplissima collectio, in qua praeter ea quae Phil. Labbeus, et Gabr. Cossartius S.J. et novissime Nicolaus Coleti in lucem edidere ea omnia insuper suis in locis optime disposita exhibentur, qua Joannes Dominicus Mansi Lucensis, congregationis matris Dei evulgavit: Ab anno 305. ad annum 346, Tomus Secundus, 1759, p. 635.
1000Kitap