çoğu zaman bitkilerin insan ve diğer canlılardan daha fazla yaşam hakkına sahip olduklarını düşünmüşümdür. çünkü tüm dünyada yaşam döngüsünün en temelini oluşturan yapı taşı bitkilerdir. en kısa tanımla bitkiler olmadan canlıları hayatta tutan oksijende olmayacaktır. bunun yanı sıra karnımızı doyurmak, giyinmek, barınmak, tedavi olmak (alternatif tıp) gibi daha birçok gereksinim için kullanılan bitkiler, insanların gençleşme ve ölümsüzlük gibi arayışlarının da kaynağını oluşturmuştur. örneğin 4500 yaşında ki ağaçların (taxus baccata (adi porsuk) ) ve buna benzer uzun yıllar yaşayan bitki türlerinin varlığı bu arayışı tetiklemiştir.
bütün bunların keşfine neden olan insanoğlu teknolojinin ilerlemesi, hızlı sanayileşme, daha fazla merak daha fazla para hırsı vb. nedenlerle bir zamanlar mucize olarak gördüğü bitki dünyasına hükmetme arzusu ile bu mucizenin sonunu hazırlamaya başlamıştır. temelde mükemmel olan bu sistemi korumak ve devamını sağlamak yerine ona sahip olmak ve yönetmek için gen kaynaklarıyla oynamış türlerin yok olmasına sebep olmuş ve en önemlisi de bunu umursamaz hale gelmiştir. kısaca bu mükemmel oluşumu küçümsemişlerdir.
insanlar tarafından bitkilerin küçümsenmesi ise üzerinde durulması gereken diğer bir meseledir. bitkiler fotosentez sayesinde atmosferdeki karbondioksiti ve ısıyı alarak besin üretirler, oksijen açığa çıkarırlar ve dengeyi sağlarlar. atmosferdeki oksijen miktarının korunması için de başka bir doğal kaynak yoktur. bu yüzden tüm canlı sistemlerdeki dengelerin korunması için bitkilerin varlığı şarttır.
bu mükemmel sentezin hayati önem taşıyan bir diğer ürünü de canlıların besin kaynaklarıdır. fotosentez sonucunda ortaya çıkan bu besin kaynakları "karbonhidratlar" olarak adlandırılır. glikoz, nişasta, selüloz ve sakkaroz karbonhidratların en