Bir şey ne kadar asil ve mükemmelse, o kadar geç ve yavaş olgunlaşır. Erkek akli güçlerinin ve ruhsal yetilerinin olgunluğuna yirmi sekiz yaşından önce kolay kolay ulaşmaz. Kadın ise on sekiz yaşında ulaşır. Olgunluğunda bile ulaştığı akli güç, çok sınırlı bir niteliktedir. Böylelikle kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar. Kendilerine en yakın olan dışında, şimdiki zamana yakın olan dışında hiçbir şeyi görmezler. Görünüşü gerçeklik olarak alır, önemsiz şeyleri en önemli meselelere tercih ederler. Erkekler ise, yetilerinin doğası nedeniyle, hayvanlar gibi sadece anda yaşamazlar, geçmişi ve geleceği tararlar, bunlar üzerine düşünürler. Bu yetilerden öngörü, özen, önemseme kapasiteleri, bunların yanında da sıklıkla hissettikleri dertleri ve kaygıları ortaya çıkar.