Eren Akbaş

Eren Akbaş
Yazılım mühendisi
İstanbul
2 Kasım 2001
104 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı

Eren Akbaş

, bir kitap okudu
6/10
·98 syf.·
2023 17. kitabı
Sigmund Freud
7.8/10 · 5,6bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Şurası kesin ki bu dünyada neredeyse bütün insanların hayatları boyunca paylarına düşen iş-güç, tasa kaygı, zahmet meşakkat ve sıkıntıdır. Fakat bütün arzuları dilekleri daha doğar doğmaz yerine getirilmiş olsaydı eğer, insanlar ne ile doldururlardı hayatlarını ve ne ile geçirirlerdi zamanlarını? Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği; herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yaparlardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi ya da kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşer, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi, böylece kendilerini şimdi tabiatın onlara yazdığından daha büyük bir acı ve ıstıraba uğratırlardı. Dolayısıyla böyle bir insan soyu için başka bir tabli, başka bir hayat uygun değildir.
sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. Çünkü hayatın kendisi -ki özümüz ve varoluşumuz ona yönelik arzumuzdan oluşur- olumlu bir değer ve gerçek bir içerik taşısaydı, sıkılma hali diye bir şey olmazdı. Sadece var olmak bizi gerçekleştirir ve tatmin ederdi. Şu halimizdeyse var olmaktan ancak ya bir şeylerin peşinden koştuğumuz sürece haz alıyoruz -bir şeylerin peşinden koşarken araya giren mesafe ve zorluklar da, hedefimizin sanki bizi tatmin edecek bir şeymiş gibi görünmesine yol açıyor (ki bu da hedefe ulaşıldığında yok olan bir aldanmadır)— ya da kendimizi tümüyle zihinsel aktivitelere adadığımız sürece haz alıyoruz, ki bu durumda da hayatı tıpkı bir tiyatro oyununun izleyicileri gibi dışarıdan izlemek üzere onun dışına çıkmış oluyoruz. Bedensel hazlar bile sürekli bir gayretten oluşuyor ve hedefe ulaşıldığı an haz kesiliyor. Bu şeylerden biri veya ötekiyle ilgilenmeyip varoluşun kendisiyle baş başa kaldığımızdaysa, tekrar onun değersizliği ve beyhudeliği tarafından ele geçiriliyoruz. Bu hisse de sıkılma hali deniyor.
Byron - Sardanapal
İlk unsuru İnsan hayatının, fışkırır kadın göğsünden, İlk küçük sözcüklerini, onun dudakları öğretir sana, İlk gözyaşlarını o dindirir ve son nefesini Bir kadının yanında alırsın hep, Erkekler ise velinimetlerinin son saatinde Hazır bulunmak tatsız görevinden bile kaçınmıştır hep. **"Kadınlar olmasa hayatımızın başlangıcı güvenlikten, ortası hazdan, sonu teselliden mahrum kalırdı."