Anlatımı akıcı, dili sade, uygulanan oyun terapisinin seans seans anlatıldığı, istenmeyen bir çocuk olan Dibs'in yaşadığı travmalardan sıyrılıp kendi benliğini nasıl bulduğu anlatılıyor.
Dibs, yaklaşık olarak 2 yıldır okula gitmektedir. Akranlarına oranla farklı davranışlara sahiptir; hiç konuşmamakta, sessizce yerinde donup kalmakta, kimi zaman öfke nöbetlerine tutulmaktadır, hiç mutlu olduğu ya da gülümsediği görülmemektedir. Öğretmenlerinin ve okuldaki pediyatristin Dibs'in sahip olduğu bu durumlar karşısında kafaları karışıktır. Dibs'in ailesi çocuklarının zeka geriliğine sahip olduğunu düşünmekte ve herhangi bir şeyin onu düzeltebileceğine inanmamaktadırlar.
Dibs'e oyun terapisi uygulanır ve çocuğun sahip olduğu yetenekler ortaya çıkar. Günden güne kendi kabuğundan çıkar.
- Yaşının çok ilerisinde okuyabiliyordu. Anlamlı ve söze dökülen bir dile ilişkin hiçbir kanıt sergilemiyorken, bunu nasıl başarabilmişti? Çocuğun zekası ve gücü inanılmazdı. (Sayfa 72)
- Benliğini bulan sadece Dibs değildi; ebeveynleri içinde aynı şey geçerliydi. (Sayfa 205)
-Bir çocuk kendisini bir şeylere ne kadar yeterli olduğu konusunda ispata zorlandığında sonuç genelde facia olur. Çocuğun sevgiye, kabule ve anlayışa ihtiyacı vardır. Reddedilme, şüphe ve hiç bitmeyen sınavlarla yüz yüze kalırsa perişan olur. (Sayfa 201)