Doğadan üstün olduğu sanısına kapılıp onu dilediğince tüketen uygar insan, hayvanın, bitkinin, toprağın ve doğa insanının bilgeliğinden yoksun bir varlık. İnsan aya gittiği gibi, gün gelir Mars'a da gider, daha öteye de. Çünkü, doğanın bilgeliğinden yoksun bırakılmış olmanın hırçın yalnızlığını ödünlemek zorunda. Kendini anlayabilme konusunda ise sınıfta kalmıştır.
Yaşanan yaşanmakta iken, yaşananı açıklamaya çalışmak, yaşananı öldürür. "Şu an çok mutluyum," dediğinizde, yaşadığınız duygu sona erer ve bilgilendirme moduna geçmiş olursunuz.
Ailem o güne kadar verdiğim kararlarda beni hep özgür bırakmış, ama hep yanımda olmuştu. Ömrümde ilk kez onlara yazıp verdiğim kararla ilgili düşüncelerini sordum. Cevap ''Geleceğin mesleğini seçtiğin için seni kutlarız, '' oldu. Hayatımda çok az şey beni bu kadar şaşırtmış ve duygulandırmıştır. Annem ve babam aydınlık, ama sıradan insanlardı. İlk defa onay istiyordum, ''Kararın hayırlı olsun! '' gibi bir karşılık beklemiştim, bu kadarını değil. Bunu ömür boyu şükran duygusuyla hatırladım hep.
İnsanlar, genellikle, kendilerini dinleyecek ve anlamaya çalışacak bir otorite figürü ya da kurumu bulma umudunu yitirdiklerinde direnişe geçiyor ya da isyan ediyorlar.