"Kültüre, sanata, estetiğe ve görgüye ilgi duyulmayan bir ülkede ekonomik güç kazanmış olmanın sınıf atlamayı da kapsayanileceğini düşünmüyorum. Kaldı ki sınıf, zaten tanımlanması zor ve soyut bir kavram."
“Efendim?”
“Okuyordum.”
“Her zamanki gibi. Güzel. Güzellikten başka bir şey getirmeyecektir sana. Eğer herkes okuyup yazabilseydi – ne bilgece bir devrim olurdu ama!”
Son ana kadar tutkuyla arzulayıp sonra da boş verdiğim, hiç girişimde bulunmadan hayatın içinde hızla akıp geçen saatlerin, günlerin, yılların ardından, korkaklılk ya da gurur yüzünden bir kenara attığım fırsatları düşünmek beni üzüyordu.
Üniversite yaşamı yumuşak ve gerçeklerden uzaktı. Dışarıda, gerçek dünyada seni nelerin beklediginden söz etmiyorlardı. Beynini teorilerle dolduruyor, kaldırımların ne kadar sert oldugunu söylemiyorlardı. Üniversite tahsili insanı sonsuza dek mahvedebilirdi. Kitaplar yumuşatıyordu insanı. Kitabını bırakıp sokağa çıktığında kitapların sana söz etmedikleri şeyleri bilmek zorundaydın...