İnsanları güçsüz kıldıkça, şiddeti kontrol edebilmekten ziyade onların şiddetini körüklemiş oluruz. Toplumumuzdaki şiddet eylemleri; çoğunlukla kendi öz-saygılarını oturtmaya, kendi öz-simgelerini savunmaya ve kendilerinin de önemli olduğunu ortaya koymaya çalışanlarca gerçekleştirilir.
Gerçekten de insanların güç meselesiyle toptan yüzleşmeyi reddetmelerinin asıl sebebi, bunu yapacak olsalar, kendi güçsüzlükleriyle yüzleşmek zorunda kalacak olmalarıdır.
Her kalabalığın sonra ıssızlıktı mesela; her heyecanın sonu bıkkınlık, her bulutun sonu çamur, her denizin sonu kum, her taşın sonu toz, her yıldızın sonu karanlık, her doğumun sonu mezar, her mezarın sonu bahar, her baharın sonu kış, her kışın sonu binlerce kuş, solucan, kelebek, tomar tomar adı unutulmuş çiçek...
İçinde olunca anlayamıyor insan; çünkü çoğu kez, göstere göstere vurmuyor hayat. Sağdan beklerken soldan, soldan beklerken sağdan... Bazen sadece ruhundan.