Geçen günlerin geri gelemeyecek olmasına, ölüyor oluşumuza, açıkça dile getirmesek de, her şeyin ama her şeyin, çok gerilerde kalmasına, gizliden gizliye üzülmüştük.
"... hayatta her şeyi tüketen, ruhu öldüren, sahip olduklarının kıymetini unutmana sebep olan tek şey vardır, o da alışmak. İşte bu sebeple, nankörler her güzelliğe kolay alışır ve de bu alışkanlığın perdesi altında, evveliyatlarındaki bütün diğer günleri unuturlar. Gençlikmiş, sıhhatmiş, servetmiş, hepsi iki günde hükümsüz kalır. Bir de çilekeşler var, onlar da ızdıraba kolay alışır. Onlar için de işkenceymiş, ölümmüş, kölelikmiş, hiçbirinin hükmü yoktur. Velhâsılıkelam, iyiye de kötüye de fazla alışma evladım. Alışırsan, güzel olanın kıymetini bilmez, kötü olandan da rahatsız olmazsın. Kıymetsiz bulduğun yahut rahatsız olmadığın şeyler için de, asla ve kat'a mücadele etmezsin. Kuruyup gidersin bir köşede, hiç yaşamadan ölürsün."