b.

sihirli sözler, zehirli çiçekler
İyilik ve zorunluluklara dayalı bir ekonomi, çok sayıda yabancının iş­birliği yapmaya çalıştığı bir ortamda yürüyemez. Bir kardeşe veya kom­şuya bedava yardım etmek ayrı şeydir, iyiliğinizin karşılığını asla vere­meyecek yabancılarla ilgilenmek ayrı. Takas iyi bir yöntemdir ancak sa­dece sınırlı sayıda ürün söz konusu olduğunda etkilidir ve karmaşık bir ekonominin temelini oluşturamaz.
Sayfa 180
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tüccarlar, fatihler ve peygamberler “biz ve onlar” ikiliğinin ötesine geçebilen ve insanlığın potansiyel olarak birleşebileceğini öngören ilk in­sanlardı. Tüccarlar için tüm dünya tek bir pazardı ve tüm insanlar potan­siyel müşteriydi. Bu yüzden de her yerde herkes için geçerli olabilecek bir ekonomik düzen tesis etmeye çalıştılar. Fatihler için tüm dünya tek bir imparatorluk ve tüm insanlar potansiyel tebaaydı, peygamberler için­se tüm insanlar potansiyel inananlardı. Onlar da her yerde herkes için geçerli olabilecek bir düzen tesis etmeye çalıştılar.
Sayfa 177
Tutarlılık, durgun zihinlerin oyun alanıdır.
Modern dünya da özgürlük ve eşitliği bir araya getirmekte zorlanmaktadır. Bu bir hata değildir. Bu tip çelişkiler her insan kültürünün ay­rılmaz bir parçasıdır. Hatta bunlar kültürün motorudur, türümüzün ya­ratıcılığının ve dinamizminin en başta gelen sebebidir. Tıpkı aynı anda basılan iki müzik notasının müziği ileri götürmesi gibi, düşüncelerimiz­deki, fikirlerimizdeki ve değerlerimizdeki uyumsuzluklar bizi araştır­maya, eleştirmeye ve yeniden değerlendirmeye mecbur eder. Tutarlılık, durgun zihinlerin oyun alanıdır. Eğer gerilimler, çatışmalar ve çözülemeyen ikilemler kültürlerin tuzu biberiyse, bu kültürlere mensup insanların da birbiriyle çelişen inançla­rı ve birbiriyle uyumsuz değerleri mutlaka olacaktır. Bu her kültürün en temel unsurudur: bilişsel uyumsuzluk. Sıklıkla insan psikolojisinin bir hatası olarak değerlendirilen bilişsel uyumsuzluk, aslında insan için ya­şamsal önemdedir. İnsanlar birbiriyle çelişen değer ve inançlara sahip olamasaydı muhtemelen herhangi bir insan kültürü oluşturmak ve sür­dürmek mümkün olamazdı. Almanlar ya da İsveçliler ülkelerine göç eden Müslümanları anlama­ya çalıştıklarında Müslümanların el değmemiş saf değerlerini ararlarsa hata ederler. Bakmaları gereken asıl şey, Müslüman kültürünün birbiriyle çatışan kuralları ve standartların adeta birbiriyle itişip kakıştığı karşıt­lıklarla ikilemlerdir.
Sayfa 171
Eşitlik ancak daha iyi durumdakilerin özgürlüklerini kısıt­layarak sağlanabilir.
Sayfa 170
Her kültürün kendi inançla­rı, normları ve değerleri elbette vardır, ancak bunlar sürekli değişim hâlindedir. Kültürler çevre koşullarındaki farklılıklar veya komşu kül­türlerle etkileşim sonucu değişebileceği gibi, kendi iç dinamikleriyle de dönüşüm geçirebilirler. Diğerlerinden tamamen yalıtılmış ve sabit bir çevrede yaşayan kültürler bile değişimden kaçınamaz. Tutarsızlıkların söz konusu olmadığı fizik kurallarının aksine, insan yapısı tüm düzenler içsel çelişkilerle doludur. Kültürler daima bu çelişkileri gidermeyi dener­ler, bu süreç de değişimi getirir.
Sayfa 169