“Kötü hatıralar insanı köleleştirir, içinde olduğu anı, dilediğince yaşamasına müsaade etmez. Kapısı, penceresi olmayan bir odadadır kötü hatıralar, zaman ve mekan gittikçe anlamını yitirir, hakikat parçalanır, insanın önce zihni sonra bedeni çürümeye başlar. Kendi uydurduğu yalanlara inanarak kurtulmayı ümit etmek çürümenin safhalarından biridir. Unutmak hatırlamanın bir parçasıdır; kötü hatıraları dalgınlıkla hafızadan uzaklaştırarak değil, acı çekmeyi göze alarak unutmak. Özgürleşme tam burada başlar: Unutmayla hatırlamanın aynı şey olduğunu keşfettiğin anda.”