Ayşe yıldız

Çok mu taş var cebinde?” Kız cevap vermedi. "İyi yapıyorsun. At, hepsini at. Onlarla yürümek zor. insan aksıyor. Bir bacağı yokmuş gibi aksıyor. Bazı yükler büyütüyor, bazıları sakat bırakıyor. Ama biliyor musun, bacaklar hep orda. Kesilseler de orda. Hayat gösterecek sana.” Düşmüş de kalkamamış gibi yüzünü buruşturdu kız. "Canın mı yanıyor?” Hiçbir şey söylemeden bir süre öylece durdu. Sonra sağ elini sol bacağının üstüne koyup kavalkemiğini ovuşturdu. Ben de sol elimi uzattım, tutup itmesinden çekinerek göğsünün sol yanına bastırdım. "Ve burası da?” İtmedi. Ama göğsünü, dibinde çok lafların susulduğu aşikâr, derin bir nefesle şişirdi. Sanki şimdi ya başından savacak ya bağrına basacaktı beni. Nefesimi tutup bekledim. En nihayet kirpiklerini ağır ağır kaldırdı. Küskün gözlerle yüzüme bakti. Bir nefes kadar kısa ve bir ömür kadar uzun baktı. Sonra yine indirdi başını. Yılmadım. Bu sefer montumun kolundaki yanık izini gösterip fısıldadım: "Bak, bunu ben yaptım.” Göz ucuyla şöyle bir bakışından güç bulup çabuk çabuk anlatmaya başladım: "Buraya bir ev yaktım. Dünden ve yarından daha büyük bir şeye, şimdiye. İstersen yorulduğunda içine saklanırsın. İstersen sana başka küçük evler de yaparım. Küçük oyun odaları, küçük kavga odaları, küçük gülme, ağlama, sevinme, sevme odaları. Göğsümdeki kafese kurarım hepsini, orası güvenli. Bir daha çatısız kalmazsın. Bir daha hiç evsiz kalmazsın." Kız başını çok küsmüş çocukların sessizliğinden kaldırmadı. Parmaklarımın arasından kayıp gitmesini beklemeden, ona ulaşmanın bir yolunu bulmam lazımdı. Elimi yeniden göğsüne bastırdım. "Acıdığını biliyorum. Ama geçecek. Söz veriyorum, geçecek. Artık yanındayım. Daha evvel gelmeliydim ama yol uzundu, yürüyüş zorlu. Ve büyümek sandığından uzun sürüyor. Geciktiğim için beni bağışlar mısın?
Reklam
Bize içimize dikkatle bakmayı öğütleyenler orada kaybolmamayı da öğretseydi ya. Bazı şeylerin üstüne derin derin düşünerek, bazılarınınsa ancak içine gömülmekten vazgeçerek çözülebileceğini
soruların karşılığı çoğu zaman sözcüklerde değil, beklenmedik hislerin gölgelerinde gizliydi
Hayatta her şeyin öyle çok sebebi oluyor ki, didik didik edip anlamaya çalışırken insan aklını kaçırabilir. Bir de tabii yersiz manalar yükleyebilir olmadik şeylere. Önemli değil, bu da inanma pratiğinin bir parçası. İnanmak; öğrendiklerinden hayır göremeyip bilmekten vazgeçenlerin sığınağı
Yol, masallardaki büyücülere benziyordu. Önce bizi çıkrığında eğiriyor, sonra hiç tanımadığımız insanlarla aramızda boşluklu hikâyeler örüyordu
Reklam