Hayal kurmak sanıyorum insanoğluna bahşedilmiş en büyük nimetlerden biri. Düşünsenize, dilediğiniz uçağım kanadına konup, diyar diyar seyahat edebiliyorsunuz. Bu ne büyük bir zenginlik kullanmasını bilene.
Pîr Mevlânâ ne der, bilir misin? 'Allah sana ne arıyorsan onu verecekti. Ne arzu ediyorsan o olursun. Kuş kanatlarıyla uçar ama mümin arzularıyla uçar.Peki, sen ne arıyorsun Zeynep kızım, senin arzun nedir?
Normalde beni hiç tanımayan insanların hakkımda ne düşündüğü ile ilgilenmem. Başkalarının fikri ile yaşamak bana göre değil. Bu dünyadan bir kez geçeceksem bütün güzergâhı bizzat belirlemek isterim. Başkaları geçecekse gemimin dümenine, o yolculuk için benimdir, diyebilir miyiz?
"Lâ tahzen! (Üzülme!)
İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
Rahman(c.c.), Ben kırık kalplerdeyim' buyurmadı mı?
O hâlde ne diye üzülürsün ey can?
Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan, Gece gibi kapkaranlık nefsini yak!
Derdim var,' diyorsun,
Dert insanı Hakk 'a götüren Burak 'tır, sen bunu bilmiyorsun.
Sanma ki dert sadece sende var.
Şunu bil ki
Sendeki derdi nimet sayanlar da var.”
"Ayağın kırıldı diye üzülme!
Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
Yusuf kuyudan çıktı da Mısır'a sultan oldu, unutma!
İstediğin bir şey olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara"
Görünmez bir güç yaralarımı üflüyor, sızısına merhem oluyordu sanki ve o güzel yazı şu cümlelerle bitiyordu,
"Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme,
- Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.”
İşte bu cümlede tam anlamıvla dondum