Değerli alıntı ve iletileriniz için teşekkürler
Hayırlı sabahlar Bekleyenler var Allâh'ım Şifa Bekleyen Çaresini bekleyen, Nasibini bekleyen Rızkını bekleyen Haber bekleyen, Huzur bekleyen Affını bekleyen Yardım bekleyen Hayırlısını bekleyen, Bekleyenlerin Yükünü hafiflet Rabbim beklediklerinin En güzelini en hayırlısını nasip et Lokman Şenlik Lokman Şenlik Devlet önceliktir! Bir devletin sınırlarını tanklar korusa da o devletin geleceğini ancak özgür düşünceli öğretmenlerin yetiştirdiği beyinler inşa edebilir Gökbörü Gökbörü Düşünceler hiç bitmiyor sürekli kafada dönüp duruyor bazen aptallara özeniyor insan Erdi Erdo İnsan ne söylediğiyle değil karşısındakinin ne anladığıyla anlaşılır.. Serhat @serhatdckns Dünyanın en saf ve canlandırıcı hissi Yaşamak ve aşık olmak ne güzel şey Özlem Özlem "Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz. Gemiyi limana getirip getirmediğine kadar." Victor Hugo Zehican Zehican
.. İstiklal Marşı kabulünün 102. yılı: İstiklal Marşı kabulü ve Mehmet Akif Ersoy… İstiklal Marşı kabulü 102. yılında kutlanıyor. Milli birlik ve beraberliğin yanı sıra bağımsızlığımızı anlatan İstiklal Marşı, Anadolu’da Millî Mücadele’nin devam ettiği sırada Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınmış, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 102. yıl önce milli marş olarak kabul edilmiştir. İşte İstiklal Marşı’nın kabulü ve yazarı Mehmet Akif Ersoy’un hayatı hakkındaki bilinmeyenler… Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal Marşı’nın kabulünün üzerinden 102 yıl geçti. 1921 yılında yapılan yarışmaya 724 eser katılmış ama Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı eser, 12 Mart 1921'de TBMM'de İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör'e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır. İSTİKLAL MARŞI'NI TÜRK MİLLETİ'NE ARMAĞAN ETTİ Mehmet Akif Ersoy'un en önemli eseri olan “Safahat”, 7 kitaptan oluşmaktadır. 1911 yılında yazdığı birinci bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini; 1912 yılında yazdığı “Süleymaniye Kürsüsünde” adlı ikinci kitapta, Osmanlı aydınlarını işlemiştir. 1913'de Safahat'ın üçüncü bölümü olan “Halkın Sesleri”ni ve 1914 yılında dördüncü bölüm “Fatih Kürsüsünde”yi yazdı. Ardından 1917 tarihli “Hatıralar” ve I. Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli “Asım”ı yazdı. Son ve 7. bölüm olan “Gölgeler”i 1933 yılında yazdı. Şiirlerinin toplu olarak yer aldığı 7 kitaplık eserine “İstiklal Marşı”nı koymayarak bu eserini Türk Milleti'ne armağan etmişti. Başlangıcı 1911 olan “Safahat”, 1933 yılında tamamlandı. Özmer Ziya Doğrul, Mehmet Akif Ersoy'un kitaplarına almadığı şiirlerini de ekleyerek
Reklam
Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafları bize ne söyler?
iki üç gündür biraz hastayım. bu süreçte kitap okuyamadım. uzun süre kitabın başında duramadığım için kitap okuyamadığım bu sürede aklıma geçenlerde Fotoğraflarla Atatürk kitabını okuduğum/fotoğraflarına baktığım geldi. ben genelde Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğraflarına bakarken o zaman gerçekleşen olayları da düşünerek bakıyorum/bakmaya çalışıyorum. (bu konudan benzer şekilde burada yine bahsetmiştim; #223865920 ) heh işte, aklıma gelen zamanında yaptığım bu okuma sonrası kendi kendime dedim ki; madem gün içerisinde uzun süreli okuma yapamıyorum, o halde Fotoğraflarla Atatürk kitabında yer alan Mustafa Kemal Atatürk'ün birkaç fotoğrafı, fotoğrafların çekilme nedenleri, o sırada gerçekleşen olaylar özelinde hem aklımda kalan bilgilerden hareketle hem de bu bilgileri doğrulamak/yeni veriler eklemek için makaleler okuyup bunlardan hareketle Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafları özelinde buraya bir ileti yazayım. bu düşüncemden sonra da kitaptaki hangi Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı/fotoğrafları özelinde yazı yazabileceğimi düşündüm. böyle düşünürken de aklıma yine geçenlerde okuduğum Atatürk Zamanında Türk Ekonomisi adlı kitap geldi. yine kendi kendime dedim ki; cumhuriyetin ilk zamanlarında cumhuriyetin karşılaştığı zorlukları anlatmaya çalıştığım Atatürk zamanında türk ekonomisi adlı kitaba yazdığım incelememe ( #234533495 ) katkıda bulunması yönünden cumhuriyetin kurulmasının üzerinden henüz bir yıl dahi geçmeden gerçekleşen 13 eylül 1924 tarihli erzurum depremi için bölgeye giden Mustafa Kemal'in burada çekilen fotoğrafları üzerinden o zaman yaşananları anlatırsam genç cumhuriyetin daha henüz yolun
O Belde / Ahmet Haşim Denizlerden Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin. Bilsen Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin! Ne sen, Ne ben, Ne de hüsnünde toplanan bu mesa, Ne de alam-fikre bir mersa, Olan bu mai deniz Melali anlamayan nesle aşina değiliz. Sana yalnız bir ince taze kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü beşer Bu sefil iştiha, bu kirli nazar, Bulamaz sende bende bir mana, Ne bu akşamda bir gam-ı nermin Ne de durgun denizde bir muğber Lerze-i istitar ü istigna. Sen ve ben Ve deniz Ve bu akşam ki lerzesiz sessiz Topluyor bu-yı ruhunu guya, Uzak Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz..
Yeni Diyalektik
_Tanrı, ilk ateisttir. Ateistler _Tanrı, ilk masondur. Masonlar _Orospu çocuğu. Marques de Sade _Herkesin tanrısı kendine benzer. Yamyamların tanrısı bir yamyam; savaşçıların tanrısı bir savaşçı; hırsızların tanrısı hırsız; aşıklarınki de aşk tanrısı olacaktır. Ralph Emerson _Trakyalılara göre tanrı, sarışın ve mavi gözlüdür. Öküzlerin elleri olsaydı eğer, tanrılarını öküz olarak çizeceklerdi; atlar da at olarak. Ksenophanes _İnsan kendi karakterine bakarak Tanrı'yı yaratmıştır. Üstün gördüğü özellikleri Tanrı'da görmek hoşuna gider. İğrenç özelliklerini de Şeytan'a yüklemiştir. Niçe _Tanrıları, tıpkı insanlar gibi sevgi ve nefretle harekete geçen, armağan ve kurbanlarla etkilenen duygulu ve zeki varlıklar diye biliriz. İşte, dinin kökeni budur. Hume _Tanrı, düşüncedir. İdealistler _Tanrı, doğadır. Materyalistler _Tanrı, bilinçaltının ürünü bir hortlaktır. Psikiyatristler _Tanrı, sadece bir isimdir. Adcılar _Tanrı, kimi bilgelerin sandıkları gibi tinsel ve soyut bir varlık değil, çok ince öğelerden kurulmuş bir nesnedir. Seneca _Osho: Tanrıların senden farklı olamaz. Onları sen yaratıyorsun. Seninki gibi gözleri ve zihinleri var! Eski Ahit'te Tanrı der ki, "Ben çok kıskanç bir Tanrıyım!" Şimdi bu kıskanç Tanrıyı kim yarattı? Tanrı kıskanç olamaz ve eğer Tanrı kıskançsa o halde kıskanç olmanın neresi yanlış olabilir? Tanrı bile kıskançsa neden kıskanç olduğunda yanlış bir şey yaptığın sana öğretilsin ki? Kıskançlık ilahi bir şey! Eski Ahit'te Tanrı diyor ki, "Ben çok kızgın bir Tanrıyım! Benim emirlerime itaat etmezsen seni yok edeceğim. Sonsuza kadar cehennem ateşinde yanacaksın. Ve çok kıskanç olduğum için başka kimseye ibadet etme. Buna katlanamam." Kim böyle bir Tanrıyı yarattı? Bunu sen kendi kıskançlığından, kendi kızgınlığından yaratmış olmalısın. Bu senin
Felsefe
BİR ÖLÜMÜN ANLATISI I.BÖLÜM 1.BÖLÜM Sorsalar sinirli bir adam mısın diye hayır derim ama öyleyim. Ben tek gözlü odada ölsem cesedimi 2 hafta sonra bulacakları bir pansiyonda çürüyüp gidiyorum. Bu karanlık ve iç ürpertici oda da canavarlardan hayaletlerden korkmuyorum bu sorguladığım hayatta sorularıma cevap alamadığım için üzülmekten korkuyorum emeklerimin hiçe sayılıp yok olmaktan korkuyorum. Unutulmak istiyorum. Zaten kimse ben bu bedendeyken hatırlamaz beni. 3 katlı olan bu pansiyon giren herkesi bir çıkmaza sürüklüyor. Hayatımın ellerimden kayıp gitmesini sakince izlemek ve çözüm üretmeden oturmak, benim aptallığımı gösteriyor. Dediğim gibi çirkin bir adamım ben. Hadi be lise zamanlarımda manyak iyiydim. Kızlar seviyordu beni diyeceğimi falan mı sandınız değil mi, çirkindim yanıma kimse oturmazdı dalga geçerlerdi benimle. Sayemde iki üç zibidi gülüyordu. Uyandığımda gün daha yeni doğuyordu yavaş yavaş kalktım eski ceketimi omzuma atıp kendimi İstanbul’un derin sokaklarına fırlattım. Aşağı caddeye kadar yürüdüm aşağı dediğim baya mesafe var ama en ucuz simidi orası satıyor. Epey bir yürüdükten sonra Simitçi Razmi amca yine gülümseyerek seyyar dükkanının başında hiç bilmediği bir güne başlıyordu. Nasıl bu kadar mutluydu ne de olsa önünde koca bir gün koca bir bilinmezlik var, zarar etme olasılığı oldukça yüksekti ama o mutluydu. Yeni bir gün bir mucize aslında. Aklımdaki sorular yüzünden mi bu haldeyim? Razmi Amcadan bir simit alıp sahile oturdum cebimdeki son iki kuruşla çay aldım sanırım otobüse binecek param kalmamıştı. Simidimi yerken gün iyice doğmuş bu koca şehir uyanmıştı herkes yeni bir soru işaretine koşuyor önlerini görmeden, sonlarını düşünmeden adım atıyorlardı. Kalabalık iyice çoğalınca oradan hızlı adımlarla uzaklaştım. İnsanların beni görmesini
Reklam
Reklam