Eğitim öğretim yılının bu sene de sonuna geldik. Özellikle çocukların beklediği ve aşırı derecede önemsediği karne günü geldi çattı. Ebeveyn ve öğrenci olarak çok anlam yüklediğimiz karnelerle ilgili birkaç şey belirtmek istiyorum. *Karne çocukların başarılı olup olmadığına dair bir ölçüt değildir. *Ders başarısı notla ölçülebilecek bir durum değildir. *Başarı bir sonuç değil, süreçtir. Karneyi çok önemseyen ebeveynler için de şunu belirtmek isterim: *Çocuklarının almış olduğu karne sadece çocukların değil, ailelerin de karnesidir. *Ebeveynler okula gidip çocuklarının ders durumları ile ilgili bilgi almaya çalışırken öncelikle çocuklarının ahlaki davranışlarının nasıl olduğunu öğrenmeye çalışsınlar. Çünkü, ahlakı düzgün olmayan bir bireyin, diplomasının topluma da kendisine de bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum. Ayşe ESMER
Funda'dan...
Boşanmak, sadece iki insanın yollarını ayırması, bir imzanın hükmünü yitirmesi değildir bazen. Hele ki ortada bir çocuk varsa, o imza atılırken kurulan bağ, mahkeme salonlarında tek celsede kopup gitmez. Çünkü evlilik birliği sona erebilir ama anne ve babalık, altına bir kez imza atıldıktan sonra fesh edilemeyen "ölümsüz bir akrabalıktır." ​İşte tam da bu yüzden, o çok sevdiğim tanımımla söylemek gerekirse: Çocuk varsa, anne ile baba arasında artık ömür boyu sürecek bir "hayat hukuku" başlar. ​Sosyal medyada karşıma çıkan bir paylaşım tam da bu yaraya parmak basıyordu: Eski eşinin doğum gününde çocuklarıyla ona çiçek gönderen bir babanın hikayesi... Çevresindekiler "Neden hala hediye gönderiyorsun?" diye şaşırırken, o babanın verdiği cevap aslında hepimize bir insanlık, bir ebeveynlik dersi: "İleride kocaman birer adam olacak iki çocuğum var. Annelerine nasıl davranırsam, onlar da ileride eşlerine nasıl davranmaları gerektiğini öğrenecekler." ​Ne kadar doğru, değil mi? ​Toplum olarak boşanmayı hep bir "savaş", eski eşi ise "düşman" gibi görmeye o kadar kodlanmışız ki, medeni kalanları, çocuğunun geleceği için ortak bir paydada buluşanları hayretle izliyoruz. Oysa asıl hayret edilmesi gereken, bir zamanlar hayatı paylaştığın, çocuğunun diğer yarısı olan insana boşanma sonrasında nefret beslemektir. ​Boşanmış bir anne olarak her zaman şuna inandım: Bizlerin evlilik birliği bozulmuş olabilir, ama o çocuğun gözünde biz hala bir aileyiz. Aynı çatı altında uyumuyor oluşumuz, bir çocuğun hayatındaki güven kalesini yıkmamıza mazeret olamaz. Ayda bir kez de olsa bir araya gelip aynı masada yemek yiyebilmek, çocuğa "Biz senin için hala buradayız" diyebilmek, ona verilecek en büyük mirastır. ​Çocuklar bizim söylediklerimizi değil, ayak izlerimizi takip ederler. Biz birbirimizin
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Toplumdaki eşitsizliğin kökü, evdeki o karmaşık sevgi ve baskı dengesinde gizli. Kız çocuk; annesinden gördüğü baskıyı, babasından gördüğü sınırlandırılmış sevgiyle birleştirip sessizliğe bürünüyor. Erkek evlat ise; babasından gördüğü otoriteyi, annesinden aldığı o sınırsız ve sorgusuz sevgiyle besleyip bir üstünlük zırhına dönüştürüyor. Ebeveynler, çocuklarına sevgiyle disiplini birbirine karıştırarak, aslında birine hükmetmeyi diğerine ise kabul etmeyi öğretiyor. Dengeyi kuramayan bu taraflı tutum, hayat boyu sürecek bir eşitsizliğin temelini atıyor. Asıl sorun; birini baskıyla ezmek, diğerini ise sevgi adı altında dokunulmaz kılmaktır. Bu döngü, evdeki o yanlış sevgi modelinden vazgeçilene kadar devam edecek."
Ailenizi ve çocuğunuzu kıyaslamak üzerine..
Ancak günümüzde anne-babaların kendi çocuklarına odaklanmasını zorlaştıran önemli etkenlerden biri de sosyal medyadır. Sosyal medya sayesinde anne-babalar artık yüzlerce aileyi aynı anda takip edebiliyor. Başka çocukların başarıları, katıldıkları etkinlikler ve ailelerin paylaştıkları mutlu anlar sürekli göz önünde olunca, birçok ebeveyn farkında olmadan kendi ailesini ve çocuğunu değerlendirmeye başlıyor. Ancak sosyal medyada gördüğümüz şey hayatın tamamı değil, seçilmiş birkaç kareden ibarettir. Başka çocuklarla kendi çocuğumuzu karşılaştırmak, hem ebeveynler üzerinde gereksiz bir baskı oluşturur hem de çocuklardan gerçekçi olmayan beklentiler doğurabilir. Nitekim her çocuğun ilgi alanları, güçlü yönleri ve ihtiyaçları farklıdır. Çocukların gelişimi bir yarış tablosu değil, kendine özgü bir yolculuktur. Anne Bebek - Sayı 301 (Haziran 2026) (s.27-28)
Ebeveyn çocuk ilişkisi
Ebeveynler geçmişte yapmış oldukları hatalardan ders çıkardıkları için, kendi çocuklarından daha aklı başında davranmalarını bekliyorlar. Fakat, bir zamanlar kendilerinin de bir çocuk olduğunu ve çocuklarının da hata yaparak tecrübe edinmeleri gerektiğini unutuyorlar. Bu durumu unuttukları için de ebeveyn ve çocuk arasında çatışmalar yaşanıyor. Ayşe ESMER
Merhaba sevgili ebeveynler, bugün babalar günü... Instagram da nereye bakarsanız mutlu aile fotoğrafları rengarenk kutlamalar vs görüyorsunuz. Evet herşey çok güzel. Fakat hep özel günlerde annesi / babası olmayan evlatlarımızı düşünmüşümdür. Onların hissettiği eksikliği, yalnızlığı ve burukluğu... Empati kurmadan geçemiyorum. Ve bir çocuk gelişimci olarak onlara nasıl destek olacağımızı, onları bugünlerde nasıl mutlu edeceğimizi düşünüyorum. Bu konuda ne yapacağını bilemeyen ebeveynlerimiz olduğunu da biliyorum. Yalnız değilsiniz... Sizi anlayan ve duygularınızı görebilen birçok insan ve meslektaşım var.