6/10
·224 syf.··
2026 38. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 01:09
Modern ebeveynliğin en tartışmalı ve güncel alanlarından biri olan toplumsal cinsiyet eğitimi üzerine odaklanan bir rehber niteliğinde. Bobbi Wegner kitabında özellikle erkek çocuklarının duygusal farkındalık, empati ve rıza kavramlarıyla erken yaşta tanışmasının önemini savunuyor. Kitabın en güçlü yanı, konuyu yalnızca teorik bir tartışma olarak değil, günlük hayata indirgenen örneklerle ele alması. Çocuklarla “rıza” hakkında nasıl konuşulacağı, sınır koyma becerileri ve duyguların bastırılmadan ifade edilmesi gibi başlıklar, ebeveynler için oldukça somut ve uygulanabilir öneriler içeriyor. Özellikle geleneksel erkeklik kalıplarını sorgulaması, kitabın güncel ve önemli bir tartışmaya katkı sunduğunu gösteriyor. 6/10 vermemin temel sebebi, kitap bazı bölümlerde fazla tekrar eden ve akademik derinliği sınırlı kalan bir yapıya sahip olması. Yer yer mesajın basitleştirilmesi, daha eleştirel veya farklı kültürel bağlamlara uyarlanmış tartışmaların eksikliği hissediliyor. Bu da kitabı güçlü bir rehber olmaktan çok, iyi niyetli ama sınırlı bir çerçeveye yerleştiriyor. Genel olarak eser, özellikle ebeveynlik sürecinde “nasıl konuşmalıyım?” sorusuna pratik cevaplar arayanlar için değerli ancak daha derin teorik analiz veya geniş perspektif bekleyen okurlar için yetersiz kalabilir.
Ebeveynlik
Feminist Erkek Çocukları YetiştirmekBobbi Wegner · Aganta Kitap · 20261 okunma
Dur! Bağımlı olan sen misin o mu?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 5. kitabı
Hiç düşündünüz mü? Hareketlerine anlam veremediğim, aynı evde birbirimizin yabancısı olduğumuz bu çocuk benden doğma, eşimden olma olan değil mi? ​Benim evimde, benim soframda büyümedi mi? Peki neden şimdi aynı dili konuşamıyoruz? ​Bu çocuk ne oldu da ekranlara benim yüzümden daha çok bakar oldu? Halbuki doğduğunda en çok aradığı yüz bendim. Peki o beni ararken ben ne ile meşguldüm, neye bakıyordum? ​Yoksa bağımlı olan ben miyim? ​Bağımlılık nasıl başlar? Modern çağda nelere ve nasıl bağımlı hale geldik? ​Çok uç örneklerle bağımlılık bilimini ve bağımlılık kapanlarını kapsamlı bir şekilde irdelemek ve kendimize ayna tutmak için hadi sevgili ebeveynler, hadi canım yol arkadaşlarım bu kitabı da okuma listemize dahil edelim mi? ​Her ebeveynin önce kendi kişisel savaşını verip sonra da çocuğunun yolunda ışık olması dileğiyle...
1000Kitap
Dopamin ToplumuAnna Lembke · Diyojen Yayıncılık · 2025108 okunma
Reklam
Ya ejderhalar sandığımız kadar korkunç değilse?
Puan vermedi·32 syf.··
2026 4. kitabı
Çocuklara yıllarca "korkma" dedik. Ama belki de asıl öğrenmeleri gereken şey... Önce anlamaya çalışmak. Bay Kabuk ve Ejder, ilk bakışta bir macera kitabı gibi görünse de satır aralarında çok daha büyük bir mesaj taşıyor. Bazen en çok korktuğumuz kişi, sadece anlaşılmayı bekliyordur. Bu hikâye çocuklara; Dış görünüşe göre karar vermemeyi, Empati kurmayı, Cesaretin korkusuz olmak değil, korkuna rağmen adım atmak olduğunu anlatıyor. Ebeveynler için ise ince ama güçlü bir hatırlatma bırakıyor: Çocuklara sadece "iyi insan ol" demek yetmez. Onlara, farklı olanı tanımayı ve anlamayı da öğretmeliyiz. Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise çocuğun kalbine sessizce yerleşir. Bay Kabuk ve Ejder işte tam da o kitaplardan biri. Puanım: 9/10 Sence çocuklara öğretilmesi gereken en önemli değer hangisi? Yorumlarda konuşalım.
1000Kitap
Bay Ka Buk ve EjderZeynep Sevde · Taze Kitap · 2016120 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:24
On a Woman’s Madness adeta şiirli bir dili olan, orkide ve narenciye kokan bir kitap. Anlatıcının kelimeleri okuyucuyu şefkatle sararken bir anda ters köşe oluyor ve bir insanın ömrü için çok fazla vahşet ve hüznün içinden geçiyor okuyucu. Kimlik arayışı, bir kurum olarak evlilik ve bununla ilgili toplumsal baskılar, ebeveynler ve aile tarihi ile olan ilişkiler, kimlik ve aşk arayışı ana temalar. Kesişimsellik (Intersectionality) kavramının ilk olarak 1989’da ortaya atıldığı düşünülürse 1982’de yayımlanan bu kitabın proto-kesişimsel bir çalışma olduğu söylenebilir. Irk, yakın zamana kadar olan köleliğin toplumsal bellekteki yeri (kitap 1950’ler Surinam’ında geçiyor), ekonomik statü, cinsiyet, cinsel yönelim gibi birçok etkenin irdelenmesinde bu deneyimi paylaşmayan birisi olarak oldukça empati duymamı sağlayacak bir anlatım vardı. Hollandalı yazarları okumaya çalıştığım için önüme çıkan, sosyal medyada aratıp da bulamadığım bir eserdi, iyi ki Astrid Roemer’la tanışmışım. Sadece başlarda anlatım çok dağınık ve zamanda sıçrayarak ilerlediği için takip etmekte zorlandığımı söyleyebilirim, fakat ilk 100 sayfadan sonra alıştım.
On a Woman's MadnessAstrid Roemer · Tilted Axis Press · 20241 okunma
Telefon melefon yok
7/10
·128 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:46
Çocukların ellerine telefonun yapışmasından şikâyet eden ebeveynler, bir gün büyük dedenin doğum gününü kutlamak için onun evine giderler. Dede, pastayı üflerken “Yapışsın ellerine telefonlar.” der ve gerçekten de yapışır. Bütün aile, akrabalar ve herkes bu kuzenlerin ellerindeki telefonları nasıl çıkaracaklarını düşünürler. Hastaneye giderler, türlü türlü şeyler denerler. Bu sırada da telefonlarına bakmaya korkarlar; çünkü diğer ellerine de yapışacağından korkarlar. Çocuklar bu sırada kitapların ne kadar değerli olduğunu, birbirleriyle sohbet etmenin ve navigasyonsuz bir yer aramanın önemini hatırlarlar. Çünkü etrafa bakmazlar; ellerinde sürekli telefon vardır. Bu navigasyonlu olma durumunda, dedeleri kaybolduğunda bunun farkına varırlar. İşin komik yanı, dede ve bebek asla kaybolmamıştır; balkonda uyuyakalmışlardır. Orası çok komikti. Daha sonra, dedenin dilekleri gerçekleşiyor diye tekrar doğum günü kutlamaya otururlar. Telefonlar ellerinden düşsün diye dilek diletirler ve gerçekten de telefonlar ellerinden düşer. Meğerse dedeleri telefonların altına çam sakızı sürmüştür. “Telefonlar da zaten bugün düşecekti.” dedi dedeleri. Bundan ders alan kuzenler, artık telefonu daha gerekli zamanlarda, ellerine yapışacak şekilde kullanmaya özen gösterirler. İçinde ders barındıran bir kitaptı, çok sevdim.
Telefon Melefon Yok!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 20251,608 okunma
10/10
·320 syf.·
2026 14. kitabı
Johann Hari'nin Çalınan Dikkat adlı kitabı, günümüz insanının giderek azalan odaklanma becerisini ele alan, düşündürücü ve sarsıcı bir kitap. Kitabı okumaya başlamadan önce dikkat dağınıklığını daha çok bireysel bir sorun olarak görüyordum. Ancak kitap, meselenin sadece irade, disiplin veya kişisel tercihlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Eserde dikkatimizin neden azaldığına dair birçok farklı sebep ele alınıyor. Sosyal medya platformlarının sürekli dikkatimizi çekmek için tasarlanmış olması, ekranlara maruz kalma süresinin artması, sürekli meşgul olma kültürü, sınav ve başarı baskısı, kaygı düzeyinin yükselmesi, uyku eksikliği ve hatta çevre kirliliğinin beyin üzerindeki etkileri dikkat çekici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle çevresel faktörlerin dikkat üzerindeki etkisi benim için yeni ve şaşırtıcı bir bakış açısı oldu. Kitapta en çok etkilendiğim noktalardan biri, dikkat sorunlarının yalnızca bireyin eksikliği olarak görülmemesi gerektiği düşüncesiydi. Günümüzde odaklanmakta zorlanan insanlara sıklıkla "Daha disiplinli ol", "Kendini toparla" gibi tavsiyeler veriliyor. Oysa yazar, içinde yaşadığımız sistemin dikkatimizi sürekli parçaladığını ve bu durumun yalnızca kişisel irade ile çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, insanın kendisine karşı daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Bir eğitimci olarak kitapta çocuklar ve eğitim sistemi üzerine yapılan değerlendirmeler de beni oldukça düşündürdü. Özellikle dikkat eksikliği yaşayan çocukların hemen tembel, isteksiz veya başarısız olarak etiketlenmemesi gerektiği vurgusu çok değerliydi. Günümüzde DEHB tanısı alan ve ilaç kullanan çocuk sayısındaki artışa değinilirken, öncelikle çocuğun yaşam koşullarının, kaygılarının, yaşadığı olayların ve çevresel etkenlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Reklam
Reklam