Yattık Galatasaray, kalktık Galatasaray.. Tamam Merdan en çok sen Galatasaraylısın kanka. Birde bu karakter isimleri niye bu kadar değişik onu çözemedim. Merdan koştu hem maçlara hem İzgi'ye. İzgi sardı etik değil diye diye birinci kitabı bitirdik. Konusu güzel başladı gerçekten seveceğimi düşündüm. Lakin bu kadar iç ses ve ve uzatmak için tekrara düşülmüş olması kaçınılmazdı. Hani bir ara yeter kurban olayım dedim. Aile ortamı, dostluklar çok güzeldi. İşin ilginç yanı maç konusu bile daha çok sardı. İkilinin aşkı bana pek geçmedi. Konuşmayı başaramamış çiftler bende puan alamıyor maalesef! Medih tam bir abiydi. İzge avukatsın ya kendine gel bu ne aptallık dediğim çok yer var. Benim favorim hamsi lakaplı Gökdeniz oldu. Kendisi kitaba resmen renk katmıştı. Sevcan bacim sen arkadaş gibi görünen bir dedikodu makinesiydin. Kitapta kahkaha attığım yerler oldu.
Ancak kabul edelim. Eğer bir kitapta 100 sayfa ilerleyip hiçbir karakter gelişimi yoksa ben orada bir dururum. Aşırı zengin bir aile okumamıza rağmen hiç kimse bunu abartmıyordu. Bu sevdiğim detaylardan biriydi. Yani abartılı sayılacak tek detay sanırım uçaklarının olmasıydı. . Mercan, Medih ve Sabi bence hepsi abartı olmadan sıcak bir aile ortamı oluşturmuştu. Erkeklerin şımarık diyebileceğim tek yanı Galatasaray düşkünü olmalarıydı. Ayrıca hep beraber bir araya geldiklerinde eğlenceli bir ortam oluşuyordu. Laf atışmaları eğlendirdi. Ebrar ve Medih çiftçinin çiftinin aşkını daha çok hissettim. Ayrıca Merdan ve magazinde çıkan çapkın kişi olayı olmadığını söylediği halde ha bire muhabbetin oraya çekilmesi sinir bozucuydu. Yani seri ile alakalı ne sevdim diyebiliyorum ne sevmedim. Bitirmek için zorlamadım dersem yalan söylemiş olurum. Aşkı bilmeyen bir adamla, aşktan yara almış bir kadının hikayesini uzun uzun ama
Elinde tuttuğun bu kitapla bir yolculuğa çıkıyorsun. 40 duraklı bir yolculuk bu. Her bir durakta sıkıntılara, sorunlara ve hayatın getirdiği zorluklara rağmen hayat sevincini koruyabilmen için bazı ipuçları bulacaksın.
Şimdi kendine yönelttiğin yargıları, suçlamaları ve olumsuzlukları bir kenara koy, besmele çek ve okumaya başla!
꧁༺ 𝑌𝑈𝑆𝑈𝐹 𝑌Ü𝑍𝐿Ü,
𝐷𝐸𝑀İ𝑅 𝑌Ü𝑅𝐸𝐾𝐿İ ༻꧂
Selammm... bugün sizlere çok sevdiğim kalem Şeyma Demir den #yusufyüzlüdemiryürekli paylaşımı ile geldim. Yazarımızın kalemini bilenler #umutserisi ni hatırlayacaktır.
Ben seriye Bana Öyle Bakma ve Kalbim Ellerinde ile başladım ama bağımsızda okunuyor sorun olmuyor.
Lakin Erva ve Yusuf Demir'i daha fazla merak ettim ve sonunda okudum. Ahh,son günlerde yaşananların etkisinde böyle nahif, maneviyatı yüksek güzel bir kitap nasıl iyi geldi anlatamam.
Haydi sizler için hemen konusuna geçelim.
Erva liseyi bitirmiş, üniversite hayalleri babasının baskısı ile rafa kalkmış yirmi yaşında genç bir kızdır. Dinine bağlı,tevekkülü yaşamının merkezine almıştır. Çok sevdiği kitapları ve çizimleri ile küçük dünyasında bir nevi mahkumdur.
Evinin bahçesinde bir akşam ansızın beliren yabancı adamın gizli konuşmalarına şahit olur. Erva'yı fark eden adam onu tehtid eder ve ortadan kaybolur. Günler sonra arkadaşının ısrarıyla dışarı çıkan Erva kafede tekrar o ela gözlü yabancıyla karşılaşır. Oradan uzaklaşmak için harekete geçer ama çok geçtir. Adam Erva'yı kaçırır.
Demir o akşam polisten kaçarken girdiği bahçede gördüğü kızla şok olur. Bu kız aynı 'ona' benziyordur ve alacağı intikam için biçilmiş kaftandır. Su gibi güzel bu kız üstelik aynı ismi taşımaktadır.
Erva bir anda çok ünlü ve zengin bir ailenin, göreni bir daha baktıran çekicilikteki oğlu Demir Soylu ile nişanlı olacaktır. Oyun kurulmuştur. Getirildiği bu büyük evde aynı evindeki gibi bir mahkumdur. Ailesinin aramak için hiçbir şey yapmadığı kız yaradana sığınır. Fakat bu oyun ona ilerleyen günlerde Allah'ın bir lutfu olarak dönecektir.
Detayları vermiyorum çünkü slowburn ilerleyen oldukça güzel bir kurguya sahip.
Ali, Oğuz, Ece, Günnur, Ayşe( Ebrar hariç )hepsinin
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö-
rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise
“manevî fakirlik”tir.
1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği:
İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki:
“Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin-
dir” 5
, ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde
de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6
“Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7
İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir.
2- Manevî Fakirlik:
Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin,
hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar,
siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni-
dir.”8
ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9
ayetleri bu anlamda-
ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10
buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür
ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle,
kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr
anlamında kullanılmıştır.
Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de
kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş”
manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin
hizmetkârı) derlerdi.
İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
𝕂𝕚𝕥𝕒𝕡 𝕐𝕠𝕣𝕦𝕞𝕦
İnsanın hayata bakışı, baktığında gördükleri, yorumladıkları, güzele dair tesbitleri çok güzel bir tad bırakıyor okurda. Deneme tarzında, yerli ve yabancı yazarların alıntılarına da yer vererek zenginleştiriyor satırları. Altını çizdiğim bir çok cümleye imzamı attım, öyle tanıdıktı cümleleri. Kalemi daim olsun, keyifle okudum.
Denilirki ağaca yuva yapmaya alışagelen kuşlar, ağaçtan mahrum kaldıklarında kayaya da yuva yapabilirmiş. Kabiliyetini, melekesini ve inancını yitirmeyen hiç kimse mahrumiyete yenilmez...