Hayatın hülyamızı inciten bin bir hali arasında, düşüncemizi soylu yaradılışlı insanlara, saf sevgilere, mutluluk tablolarına bağlayabilmek ne kadar tatlıdır.
Emma'ya öyle geliyordu ki, ancak bir toprağa mahsus ve başka yerde tutamayan fidanlar gibi saadet yetiştirmek de dünyada yalnız bazı memleketlere vergidir.
Yaradılış itibariyle sanatkar değil hissi bir kız olduğundan ve manzaralardan ziyade heyecanlar aradığından, kalbinin derhal coşmasına yardım edemeyecek her şeyi lüzumsuz görürdü
Charles nazarında evren, Emma'nın ipek eteğinin etrafından ibaretti; onu kafi derecede sevmiyor diye üzülüyor, onu göreceği geliyordu; hemen eve döner, yüreği çarpa çarpa merdivenleri çıkardı. Emma'yı odasında, kendine çekidüzen vermekle meşgul bulurdu; yavaşça yürüyerek girer, onu ensesinden öperdi. Kadın bir çığlık koparırdı.