Mutlu bir çocuktum ben; mutlu, masum, saf... Bana, bana ne yaptılar? Bana bunu neden yaptılar? Çocukluğumu neden aldılar elimden? Hayallerimi, umutlarımı, duygularımı.. Yaşama hakkımı neden aldılar elimden? Ben... Ben... Ben gerçekten hak ettim mi? Tek isteği huzur olan bir çocuk hak eder mi varlığının her zerresinde derin yaralar bırakılmasını? Bir çocuk yaşamı en çok hissetmesi gerektiği yaşlarında ölümü arzulamayı hak eder mi? Hak eder mi oyunlar oynayıp gülmesi gerektiği zamanlarında yalnızlığı ile yaşamaya mahkum edilmeyi? Derin nefesler alıp yaşamla dolduğunu hissetmek yerine kendi nefeslerinde boğulduğunu hissetmeyi hak eder mi? Hak eder mi yaşayan herhangi bir canlı ölümü her gece, her gece tekrar tekrar hissetmeyi?
Söyle bana insan, sen olmak için ne yapmak gerek? Samimiyetsiz gülüşleri sıcak tebessümlere tercih etmek mi yoksa sahte hislerle insanları kandırmak mı? Yalanlar söylemek, can acıtmak, hissetmemek, düşünmemek, konuşmamak, saklanmak, olmayan bir kişinin karakterine bürünüp kendini kaybetmek...
Eğer bu ise insanlık denen şey, adına hastalık demek gerek. Eğer insanlık bütün ömrünü tiyatro sahnesinde canlandırılan kurma bir hikayenin karakteri gibi geçirmekse, istemem insan olmayı. Göz yaşlarımı ve acılarımı torbama koyup giderim. Yalnızlığımı yoldaş ederim kendime. Bir garip mahlukat olarak göçer giderim bu dünyadan. Sizin insanlığınız sizin olsun, benim garipliğim benim.